Ana içeriğe atla

Şair Yavuz Bülent Bâkiler seminerinde ana hatlarıyla dilin hayati önemi, Türk milletinin şah damarı olan Türkçe’nin zenginliği, insani gelişme ve aklı iyi kullanabilme açısından dilin ve kitabın rolü hakkında çeşitli bilgiler sundu. Dil olmazsa düşüncenin de olmayacağının altını çizen Bâkiler, yeteri kadar kelime zenginliğine sahip olup olmamasının çocukların zihin gelişmesi ve başarısı açısından oldukça önemli olduğunu, dolayısıyla zengin bir dille öğrenci yetiştirme konusuna aile, okul ve devlet tarafından büyük önem verilmesi gerektiğini ifade etti.

Bâkiler, çocukluğunda bir topluluk önünde kâğıda kitaba bakmadan konuşabilmeyi ne kadar hayal ettiklerini anlatarak, bu hâlden ancak okuyarak, kelime zenginliğini artırarak ve kitaplarla dost olarak çıkabildiklerini dile getirdi. Dünyanın her tarafında olduğu gibi, insanların sadece kelimelerle düşünüp kelimelerle konuşacağına değinen Bâkiler,  hafızasında yeteri kadar kelime zenginliğine sahip olmayan kimselerin düşüncelerini rahatlıkla anlatamayacaklarını ve yazılanları kolayca anlayamayacaklarını belirtti. Bu bağlamda, Namık Kemal, Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli gibi ünlü şahsiyetlerin dil zenginliği ve akıl varlığı konusundaki düşüncelerinden bahsederek, zengin bir dille öğrenci yetiştirmenin hayati önemini tekrar vurguladı. Örnek olarak bazı Batılı ülkelerde ilk ve orta eğitimde çocukların ders kitaplarının 70.000 kelimeyle hazırlatıldığını, Türkiye’de ise bu rakamın sadece 7.000 kelime civarında olduğunu dile getirdi.

Seminerin devamında ise milletin şah damarı olan dili, milletin varlık sebebi olarak değerlendirmenin yanı sıra, büyük felaketlerin de dilin bozulması ve yozlaşmasıyla başlayacağını belirtti. Türk milletinin şah damarı olan Türkçe’nin sadece Öz Türkçe ile kısıtlanmaması gerektiğini ifade ederek kelime zenginliği açısından Türkçe’ye girmiş Arapça ve Farsça kelimelerin de kullanılması gerektiğini sözlerine ekledi. Bu açıdan bakıldığında yazılan bazı Türkçe sözlükleri karşılaştırarak bir yanda 80.000-100.000 kelimeli Türkçe sözlüklerin yer aldığını ve diğer tarafta sadece 3.175 kelimelik sözlüklerin basıldığını belirterek kelime haznemizin sadece Öz Türkçe kelimeleri kullanarak kısıtlanmaması gerektiğinin altını çizdi. Buna ek olarak, sadece kitap okumanın yeterli olmayacağını bunun yanında bilimsel araştırmaların da artırılması gerektiğini dile getirerek Batı ile Türkiye arasındaki insan başına düşen kitap sayısı ve yıllık bilimsel araştırmalar arasındaki büyük farkın ancak daha çok kitap okuyarak ve bilim alanında çeşitli araştırmaların sayısını artırarak azaltılabileceğini vurguladı.

Seminerin sonunda katılımcılar, dilin ve kitap okumanın önemi, bilgi ve zihinsel gelişme konularında görüş alışverişinde bulundular.