Ana içeriğe atla

Saule Akhmetkaliyeva Paris iklim değişikliği anlaşması seminerinde ana hatlarıyla anlaşma hakkında detaylı bilgiler vermenin yanında anlaşmanın avantajları ve dezavantajları ile ilgili bilgiler sundu. Paris anlaşmasının Birleşmiş Milletler çerçevesinde iklim değişikliği sorunu ile ilgili bir anlaşma olduğunu dile getirdi. Anlaşmanın Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (UNFCCC) üye 195 ülkenin temsilcilerinin müzakereleri sonunda 12 Aralık 2015 yılında kabul edildiğini belirtti. Akhmetkaliyeva hava sıcaklığının 2 derece limitini aşması durumunda felaket ve geri döndürülemez sonuçlara neden olabileceğini ifade etti. Üye ülkeleri hava sıcaklığındaki artışın 2 derecenin altında tutmalarını öngören bir anlaşma olması nedeniyle Paris anlaşmasının oldukça önemli olduğunu vurguladı.

Anlaşma 22 Nisan 2016 tarihinde imzaya açılmış olup Nisan 2017 tarihi itibariyle 195 UNFCCC’ye üye ülkenin anlaşmayı imzaladığını ve 144 ülkenin ise anlaşmayı onayladığını sözlerine ekledi. Anlaşmayı onaylayan ülkeler arasında Dünya’daki karbondioksit emisyonunun 40%’dan sorumlu olan Çin ve ABD’nin de yer almasının bu çerçevede yürütülen çabalar açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Bilindiği üzere ABD Kyoto protokolünü imzalamış lakin bugüne kadar onaylamamış olduğunu belirterek ABD’nin Paris anlaşmasını onaylamasının şaşırtıcı ve pozitif bir gelişme olduğunu ifade etti. Bu noktada anlaşmanın onaylanmasında ABD eski Başkanı Barack Obama’nın etkili olduğunu sözlerine ekledi.

Anlaşmanın avantajları arasında ülkelerin anlaşmadan 4 sene boyunca çıkamamasını, birçok karbondioksit emisyon oranı yüksek ülkelerin de anlaşmayı onaylamasını gösterdi. Dezavantajları arasında ise anlaşma içerisinde emisyonun nasıl azaltılacağına dair detaylı bilgilerin yer almadığını ve bu düzenlemeleri denetleyecek bir kurumun bulunmadığını ifade etti. Anlaşmaya göre her ülke kendi ulusal planını hazırlayarak küresel ısınmanın önüne geçmeyi amaçladıklarını ifade etti. Lakin anlaşmanın tüm ülkeler tarafından onaylanmasının 2020 yılına kadar sürebileceği tahminleri yapılırken birçok üye ülke tarafından 2017 yılı itibariyle onaylanmasının kayda değer umut verici bir adım olduğunun altını çizdi.

7-18 Kasım 2017 tarihleri arasında düzenlenen Marakeş konferansının Paris anlaşmasının uygulanmasına yönelik adımların tartışılması açısından oldukça önemli bir toplantı olduğunu ve böylece müzakere ve bürokratik işlemlerden konuyla ilgili somut adımların atılması safhasına geçildiğini dile getirdi. Ayrıca konferans sırasında 2050 yılına kadar 48 ülkenin kömür kullanımını bırakacağını açıkladığını ifade etti. Dahası iklim projelerinin finansmanı açısından Yeşil Fon’a 2020 yılına kadar yıllık 100 milyar dolar toplanmasının hedeflendiğini ve ABD, İngiltere ve Almanya’nın gelişmekte olan ülkelerin karbon muhasebe sistemlerinin geliştirilmesi için 50 milyon dolar aktaracağını belirtti. Seminerinin sonunda yeni seçilen ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim vaatleri arasında Paris anlaşmasından çıkma sözünün gerçekleştiği takdirde bir domino etkisi yaratarak diğer ülkelerinde çıkmalarına ve anlaşmanın iptal olmasına neden olma ihtimalinin kaygı verici olduğunu belirterek konuşmasını bitirdi.

Seminerin sonunda katılımcılar iklim değişikliği konusunda çeşitli konularda görüş alışverişinde bulundular.