Ana içeriğe atla

Kimlik Arayışı ve Alfabe Tartışmaları

12.02.2014 | Makaleler | Dil bilimi | 967 Osman Horata

Kimliği koruma ve kültürel etkileşimi sağlamanın en önemli araçlarından bir olan alfabe, esas itibariyle dilbilimin konusu olmakla birlikte kimlik politikalarındaki rolü sebebiyle siyasetin de önemli nesneleri arasına giren bir alandır. Türkler, İslamiyet’ten önce yaygın olarak Göktürk (Runik) alfabesiyle Soğd yazısından geliştirdikleri Uygur alfabesini kullanmışlardır. İslamiyet’in kabulünden sonra ise Arap alfabesi, yaklaşık on asır boyunca küçük istisnalar dışında bütün Türk halklarının ortak yazısı olmuştur.
20. yüzyıla doğru Doğu Türkleri,  Çarlık Rusya’sı Dönemi’nden başlamak üzere bilhassa Sovyetler Birliği Dönemi’nde sistemli bir dil politikasına tabi tutulmuş;  önce Kiril sonra da Rus harfleriyle karıştırılmış Latin alfabesine geçmeye zorlanmış,  Türkiye Cumhuriyeti’nin 1928’de Latin alfabesine geçişinden sonra ise birbirinden farklı Kiril alfabelerini kullanmaya mecbur tutulmuşlardır. Sistemli bir dil ve alfabe planlamasıyla kimlikleri ve tarihlerinden koparılmaya çalışılan Türk halkları, Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra dil ve alfabe konusunu kimliklerini yeniden inşa etmenin önemli argümanlarından biri olarak ele almışlardır. Bu çalışma,  Türk tarihinde alfabe konusunu kültürel gelişim ve kimlik arayışı bağlamında ele almayı amaçlamaktadır.

Etiketler: Dil bilimi, Tarih, Kültür, Kimlik, Alfabe

Yazar