Ana içeriğe atla
  • Güney Çin Denizi’ndeki Temel Sorunlar ve Çözüm Yolları: Çin’in Yaklaşımı*

    24.10.2016 | Yorumlar | Uluslararası İlişkiler | 1,333 Omirbek Hanayi

    Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik hakları konusunda uzun yıllardır devam eden çok taraflı tartışmalar Güneydoğu Asya’da çatışma riskini artırmaktadır. Güneydoğu Asya ülkelerinin siyasi, askeri ve ekonomik gelişmelerinden dolayı bölgenin küresel jeopolitik ve jeostratejik öneminin hızla artması nedeniyle de, zengin enerji rezervleri ve bölge ticaretinin merkezi olan Güney Çin Denizi küresel ve bölgesel çaplı jeopolitik mücadele için önemli bir sahne olmaktadır. Güney Çin Denizi sorunları, bir ucunda Çin’in, bir ucunda hızla büyüyen diğer Güneydoğu Asya ülkelerinin olmasıyla, aynı zamanda bir tarafta ABD, Japonya ve Avustralya’nın, öbür tarafta da Rusya’nın bölgede kritik bir rol oynamaya çalışmaları nedeniyle de kısa zamanda kolaylıkla çözülebilecek bir durumda değildir.

    12 Temmuz 2016 tarihinde BM Uluslararası Daimi Tahkim Mahkemesi (The Permanent Court of Arbitration) uluslararası yargı yolları aracılığıyla çözmeye çalışarak Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik hakları konusunda son kararını verdi. Güney Çin Denizi’nin neredeyse tamamının kendisine ait olduğunu iddia eden Çin’e karşı Filipinler 22 Ocak 2013 tarihinde Lahey’deki Uluslararası Daimi Tahkim Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuştu ve bu başvuruyu değerlendiren Mahkeme 29 Ekim 2015 tarihinde davayı görmeyi kabul etmişti. Mahkeme kararına göre, Çin’in kendi tarihsel kaynaklarına dayanarak Güney Çin Denizi’nin yaklaşık yüzde seksenlik bölümünde hak iddiası geçersiz kabul edilmiştir. [1] Çin hükümeti ise, açılan davayı da mahkemenin verdiği kararı da tanımayacağını belirterek, Güney Çin Denizi’ndeki takımadaların tarihsel olarak Çin’in toprağı olduğunu ve bu yüzden de Güney Çin Denizi’ndeki kendi çıkarlarını korumaktan vazgeçmeyeceğini beyan etmiştir.

    Güney Çin Denizi’ndeki sorunların tarihi boyutları

    Yaklaşık 3,5 milyon kilometrekarelik büyük bir alanı içeren Güney Çin Denizi’nde hak iddia eden Çin, Tayvan, Malezya, Brunei, Filipinler ve Vietnam gibi ülkeler arasında tartışmalar ortaya çıkmaktadır. Tarihsel gerekçelere dayandığın öne süren Çin, Güney Çin Denizi’nin neredeyse 2 milyon kilometrekarelik alanı üzerinde egemenlik iddia ederken, diğer ülkeler de uluslararası hukuklara dayanarak bölgede egemenlik iddia etmektedirler. Egemenlik iddiaları yönünden taraflar arasında, söz konusu denizde bulunan 4 takımada üzerinde tartışmalar vardır.  Hâlihazırda bunlardan: a) 130 kadar küçük mercan adası ve resiften oluşan Xisha (Paracel) takımadası tamamen Çin’in kontrolü altındadır; b) 1 ada ve birkaç mercan resiflerinden oluşan Dongsha (Pratas) takımadası Tayvan tarafından yönetilmektedir; c) Huangyan (Scarborough) mercan adasını içeren 42 kadar mercan ada ve mercan resiften oluşan Zhongsha takımadası Çin’in kontörlündedir; ve d) 230’dan fazla ada, adacık, kayalık ve resiften oluşan Nansha (Spratly) takımadası üzerinde Çin, Tayvan, Vietnam, Brunei, Malezya ve Filipinler egemenlik hakkı iddia etmektedir. Ancak Nansha (Spratly) adalarından Vietnam 29, Çin 8, Malezya 5, Filipinler 9, Brunei 2 ve Tayvan ise 1 adayı elinde tutmaktadır.[2]

    Tarafların bu tür ada, adacık, kayalık ve resiflerle ilişkin egemenlik tartışmaları 2. Dünya Savaşından itibaren devam etmektedir. Bugüne kadar bitmeyen bu tartışmalara taraf olan her ülke, Güney Çin Denizi’nde iddia ettikleri egemenlik haklarını pratiğe geçirmek ve kendi çıkarlarını gerçekleştirmek için her türlü çabayı göstermektedir.

    Tayvan

    1947 yılı Aralık ayında Çin Cumhuriyeti “Güney Çin Denizi haritasını” (“On bir Çizgili Harita” adıyla da bilinir) hazırlayıp Güney Çin Denizi’ni ve söz konusu denizde bulunan takımadaları Çin Cumhuriyeti topraklarının bir parçası olarak belirlemişti. [3] Günümüzde 1947 tarihli bu harita Çin ve Tayvan tarafından Güney Çin Denizi’nde egemenlik hakları için tarihsel bir belge olarak kullanılmaktadır.

    1947 tarihli “Güney Çin Denizi haritası” (whogovernstw.org)

    1949 yılında Çin’deki iç savaşta yenilen Çin Cumhuriyeti, Tayvan adasına sığındıktan sonra da Güney Çin Denizi’ni elinde tutmaya çalıştı. Ancak 24 Nisan 1952 tarihinde imzalanan Japonya-Tayvan Barış Antlaşması’yla Güney Çin Denizi’nin Tayvan’a ait olduğu açıklanmıştır.[4]

    2-14 Haziran 1956 tarihleri arasında Tayvan yönetimi Güney Çin Denizi’nde 27 ada ve adacığı teftiş için iki savaş gemisini gönderdi ve Spratly Takımadalarının en büyüğü olan Taiping Adası’na (Itu Aba) asker yerleştirdi. 15 Mart 1980 tarihinde Taiping Adası’nda yerleşen Tayvan askerleri adaya yakın sulardan geçen Vietnam yük gemisini topçu atışıyla vurmuştu.[5] Sonrasında da Tayvan Silahlı Kuvvetleri Güney Çin Denizi’nde güvenliği sağlamak amacıyla türlü seyir faaliyetlerinde bulundu. Örneğin, 20 Nisan 1994 tarihinde Tayvan Polisi’nin 400 tonluk 2 devriye botu Güney Çin Denizi’ne girdi. 1 Şubat 2000 tarihinde Tayvan Sahil Güvenlik Teşkilatı tarafından Nansha Komutanlığı kurulduğu duyuruldu ve bundan sonra Nansha Komutanlığı’nın, 1980 yılından itibaren Kaohsiung şehri tarafından idare edilen Güney Çin Denizi’ndeki Tayvan’a bağlı tüm adalardan ve sulardan sorumlu olacağı belirtildi. 2006-2008 yılları arasında Tayvan yönetimi Taiping adasında sivil ve askerî amaçla kullanılan 1150 metre uzunluğa ve 30 metre genişliğe sahip bir havalimanı yaptı.[6]

    Çin basınına göre, Tayvan 2014 yılında 100 milyon dolarlık yatırım yaparak Taiping adasında büyük bir liman yapmaya başlamıştır. 3000 tonluk gemilerle botların girip çıkabilmesi beklenen söz konusu liman askeri ve sivil amaçlara kullanılacaktır.[7]

    Tayvan, zaman zaman yapılan açıklamalarda Güney Çin Denizi’nde hak iddiasını vurgulamaktadır. Örneğin, Tayvan 1999 yılı Ocak ayında yayınladığı “Çin Cumhuriyeti’nin Deniz ve Deniz Sınırı Yasası” çerçevesinde de Güney Çin Denizi’nde egemenlik iddiasında bulunmaktadır. Nitekim 7 Temmuz 2015 tarihinde Tayvan yönetimi “Çin Cumhuriyeti’nin Güney Çin Denizi Sorunu Üzerindeki Kararı” ile de Güney Çin Denizi’nin tarihsel ve hukuksal olarak Tayvan’a ait olduğunu tekrarladı.[6]

    Güney Çin Denizi sorununun en büyük oyuncusu olan Çin, Tayvan’ın bugüne kadar Güney Çin Denizi üzerinde yaptıklarına sert tepki göstermemektedir, hatta sessiz de kalmaktadır. Bunun nedeni de Çin’in Tayvan’ı da kendi topraklarının bir parçası olarak görmesidir.

    Çin

    Çin’in Güney Çin Denizi’nin egemenliği konusundaki tarihe referansı, özellikle Çin Cumhuriyeti (Tayvan) tarafından yapılan 1947 tarihli haritaya dayanmaktadır. Tayvan’ı bile kendi bölgesi olarak gören Çin Halk Cumhuriyeti, Güney Çin Denizi’nin neredeyse tamamına yakın alanında egemenlik iddia etmektedir. Fakat 1947 tarihli harita Pekin yönetimi tarafından 1953 yılında değiştirilerek U şeklindeki “Dokuz Çizgili Harita” (nine-dash line) diye adlandırılmıştır.[8]

    15 Mayıs 1950 tarihinde Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun birlikleri ilk kez Xisha adalarının biri olan Yongxing (Woody) adasını kontrol altına aldı. Pekin yönetimi ilk olarak 4 Eylül 1958 tarihinde, “Çin Halk Cumhuriyeti’nin Deniz Egemenliği Kararı” bünyesinde Güney Çin Denizi’ndeki Xisha (Paracel), Dongsha (Pratas), Huangyan (Scarborough) ve Nansha (Spratly) takımadalarının Çin toprakları olduğunu açıkladı. 24 Mart 1959 tarihinde Çin hükümeti Güney Çin Denizi’nde iddia ettiği Xisha (Paracel), Dongsha (Pratas), Huangyan (Scarborough) ve Nansha (Spratly) takımadalarını bir idari birimi olarak Hainan idari bölgesine bağladı. Bu yapılandırma 6 Kasım 1981 tarihinde ilçe düzeyinde bir idari bölüm olarak Guandung eyaletine bağlandı. 6 Haziran 2012 tarihinde ise Xisha (Paracel), Huangyan (Scarborough) ve Nansha (Spratly) adaları Sansha ada şehri olarak yeniden kuruldu ve Hainan eyaletine bağlandı.[6]

    Ayrıca Çin, hak iddia ettiği Güney Çin Denizi’nde sürekli askeri faaliyetlerini sürdürmektedir. Örneğin, 1959 yılı Mart ayında Çin Deniz Kuvvetleri’nin iki askeri gemisi Xisha adalarını teftiş etti ve sonrasında 1976 yılında Çin Deniz Kuvvetleri Xisha Garnizonu’nu kurdu. 1983 yılı Mayıs ve Haziran aylarında, Çin Deniz Kuvvetleri Güney Çin Denizi’nde ilk askeri tatbikatını gerçekleştirdi. Bu kapsamda, 22 Mayıs 1983’de Çin askeri gemileri Nansha (Spratly) takımadalarını ilk kez teftiş etti. 1988 yılında Çin Deniz Kuvvetleri Nansha (Spratly) takımadalarındaki 6 adaya asker yerleştirdi. 1989 yılı Mart ayında Çin Deniz Kuvvetleri’nin Nansha Komutanlığı kuruldu. Çin, 1991 yılında Yungxing adasında askeri havalimanını yaptı. 26 Ekim 2013 tarihinde Çin Deniz Kuvvetleri’nin ilk uçak gemisi Güney Çin Denizi’ne girdi.[6]

    Güney Çin Denizi’ndeki tartışmalı takımadalar üzerinde egemenlik iddia eden Çin, söz konusu egemenlik çatışmalarında savaşa dahi girmiştir. Örneğin, 1974 yılı 17-20 Ocak arasında Xisha adalarına ilişkin Çin Deniz Kuvvetleri Vietnam Deniz Kuvvetleriyle kısa ama kanlı bir deniz savaşı yaptı. Savaş sonucunda Çin tarafı Xisha takımadalarını tekrar elde etti.[9] Çin ve Vietnam arasındaki adalar tartışması bununla bitmedi. 1979 yılı Şubat ve Mart aylarında Çin ile Vietnam arasında büyük bir savaş oldu. Çin tarafında 200 bin, Vietnam tarafından 250 bin asker savaşa katıldı.[10] 14 Mart 1988 tarihinde ise Çin ve Vietnam arasında Güney Çin Denizi’nde kısa bir çatışma daha yaşandı.[6]

    Pekin yönetimi Güney Çin Denizi’nde askeri faaliyetlerinin yanı sıra, ekonomik faaliyetlerde de bulunmaktadır. Örneğin, 26 Aralık 1978 tarihinde Hainan adasıyla Xisha takımadası arasında denizyolu taşımacılığı gerçekleştirildi. 8 Mayıs 1992 tarihinde Çin Ulusal Açık Deniz Petrol Şirketi (CNOOC) ABD’nin Crestone Enerji Şirketi’yle (Crestone Energy Corporation) Güney Çin Denizi’nde ortak petrol arama ve üretim işleri anlaşmasını yaptı. 2012 yılında Çin Ulusal Açık Deniz Petrol Şirketi (CNOOC) Güney Çin Denizi’nde 31 alanda petrol kaynakları tespit etti.[6] Yine 9 Mayıs 2012 tarihinde Çin Ulusal Açık Deniz Petrol Şirketi (CNOOC) Xisha takımadasına yakın denizde 6 milyar yuanlık yatırım yaptığı Haiyang Shiyou 981 projesine başladı [11] ve 2 Mayıs 2014 tarihinde Haiyang Shiyou 981 platformunun Xisha takımadasının Vietnam’a yakın deniz alanında petrol keşif çalışmalarına başlaması Vietnam’da Çin’e karşı geniş protestoların yapılmasına neden oldu. 15 Temmuz 2014 tarihinde Çin Ulusal Açık Deniz Petrol Şirketi (CNOOC) Haiyang Shiyou 981 platformunun Xisha takımadası çeviresinden geri çekildiğini açıkladı. [6] Nitekim Çin, 2014 yılında Haiyang Shiyou 981 platformuna benzer Haiyang Shiyou 982, Haiyang Shiyou 943 ve Haiyang Shiyou 944 gibi dev platformlarını inşa etmeye başladı. .[12]  Ancak 5 Nisan 2016 tarihinde Haiyang Shiyou 943 platformu Güney Çin Denizi’nde keşif çalışmalarında bulundu. [13]

    Vietnam

    Vietnam’ın Güney Çin Denizi’nde egemenlik iddiası, 1950’li yıllarda başladı denilebilir. İlk olarak 1956 yılında Vietnam ordusu Xisha takımadalarından 2 adayı kontrol altına aldı. 1 Haziran 1956 tarihinde Güney Vietnam’ın Dışişleri Bakanlığı Xisha ve Nansha takımadalarının kendilerine ait olduğunu açıkladı. Güney Vietnam, 1956 yılında Nansha takımadasını Phuoc Tuy eyaletine bağlı bir idari bölgesi olarak ve 1961 yılında Xisha takımadalarını yeni bir idari bölgesi olarak ilan etti.[6] Bunlar 1970’lerde Çin-Vietnam ilişkilerinin bozulmasına neden oldu ve yukarıda da ifade edildiği gibi 1974 yılı Ocak ayında Vietnam – Çin arasında deniz savaşı yaşandı.[9]

    Savaş sonrasında da Vietnam’ın Güney Çin Denizi’nde egemenlik iddiaları devam etti. 1975 yılında Güney Vietnam ordusu Nansha takımadalarından 20’den fazla adayı kontrol altına aldı. Aynı yılın 22-28 Eylül tarihleri arasında Çin’e resmi ziyarette bulunan Vietnam Komünist Partisi’nin Genel Sekreteri Le Duan, Çin’den resmi olarak Vietnam’ın Xisha ve Nansha takımadaları üzerindeki egemenliğini tanımasını istedi. Vietnam’ın açıkça talebinden çok geçmeden, 1979 yılında Vietnam – Çin arasında büyük bir savaş ortaya çıktı.[10] 1987-1988 yıllarında Vietnam ordusu Nansha takımadalarından 10’dan fazla adayı daha işgal etti. Bundan dolayı 14 Mart 1988 tarihinde Çin ve Vietnam arasında Güney Çin Denizi’nde kısa bir çatışma yaşandı.[6]

    20 Temmuz 2008 tarihinde Vietnam’ın ABD’yle Güney Çin Denizi’nde ortak petrol araştırması ypma konusunda anlaşmaya varması ve petrol arama alanının da Güney Çin Denizi’ndeki tartışmalı sularda olması Çin tarafının sert tepki göstermesine neden oldu. [14] Ama 2011 yılı Ekim ayında Çin – Vietnam arasında karşılıklı sorunları müzakere yoluyla çözme antlaşmasının imzalanması, Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik tartışmaları üzerinde ikili görüşmeler yapılmasının yolunu açtı. Örneğin, 6 Aralık 2013 tarihinde iki ülkenin Dışişleri bakanları Vietnam – Çin arasındaki sınır çatışmalarını konuşmak için masaya oturmuşlardır. [6]

    Filipinler

    Filipinler ilk olarak 1950 yılı Nansha takımadaları üzerinde egemenlik iddiasında bulundu. 17 Mayıs 1950 tarihinde dönemin Filipin Başkanı Elpidio Quirino tarafından yapılan açıklamada, Nansha takımadalarının coğrafi açıdan en yakın olan Filipinler’e ait olması gerekliğini ifade etti. 1956 yılında Filipinler Nansha takımadalarından 33 adayı kontrol altına aldıklarını ve onlardan 9 adayı gruplandırarak Kalayan adaları adı verildiğini bildirdi. [6]

    Filipinler’in Güney Çin Denizi üzerinde egemenlik iddiaları 1970’lerde tekrar ortaya çıktı. Örneğin, 1970 yılında Filipinler Güney Çin Denizi’nde bulunan 3 adaya asker yerleştirdi. 12 Haziran 1976 tarihinde Filipinler İsveç’le birlikle Nansha takımadalarının Lile (Reed) adasında ilk petrol kuyusunu tespit etti. 1978 yılında Nansha takımadasındaki Loaita Nan adasına asker yerleştirdi. 1999 yılında Filipinler Thitu adasında askeri havalimanı ve askeri tesisler yaptı. [6]

    2000’lerde Filipinler ve Çin arasındaki gerginlik yumuşamaya başladı. 14 Eylül 2002 tarihinde Çin Ulusal Halk Kongresi ve Filipinler Temsilciler Meclisi, iki tarafın Güney Çin Denizi konusundaki anlaşmazlıkları ve diğer kıyıdaş ülkeler arasındaki farklılıkları çözmek için barışçıl çözüm yollarını aramaya ilişkin ortak bir basın açıklaması yayınladı. [6] 1 Eylül 2004 tarihinde Çin Ulusal Açık Deniz Petrol Şirketi (CNOOC) ile Filipinler Ulusal Petrol Şirketi (PNOC) arasında ortak petrol araştırmaları yapmak üzerinde bir anlaşma imzalandı. [15] 2004 yıl Kasım ayında Çin Deniz Güvenliği İdaresi ve Filipinler Sahil Güvenlik Kuvvetleri Manila bölgesinde ortak arama- kurtarma tatbikatı yaptılar. [6] 31 Temmuz 2012 tarihinde Filipinler yönetimi, Güney Çin Denizi’nde Çin ile tartışmalı olan 3 yerde petrol ve doğalgaz araması ve üretimi için yeni bir ihale turu açacağını ilan etti. Filipinlerin bu açıklamasına Çin tarafı tepki gösterdi. Çin’in Nansha adalarındaki egemenlik hakkını tahkim yoluyla reddetmek için, Filipinler hükümeti yukarıda da ifade edildiği gibi 22 Ocak 2013 tarihinde Birleşmiş BM Uluslararası Daimi Tahkim Mahkemesi’ne Çin’e karşı tahkim davası açtı. [6]

    Malezya

    Malezya, Güney Çin Denizi’nde Nansha adaları üzerinde egemenlik hakkı iddia eden ülkelerden biridir. 1968 yılında Malezya Güney Çin Denizi’nin Nansha adalarından birkaç adayı içeren yaklaşık 80 bin kilometrekarelik bir alanı ABD’nin Shell Petrol Şirketi’ne (Shell Oil Company) kiraya verdi. [6] 27 Ekim 1969 tarihinde Malezya ve Endonezya arasında imzalanan Kıta Sahanlığı Anlaşması’na göre, Güney Çin Denizi’nin yaklaşık 50 bin kilometrekarelik alanı Malezya’ya ait olarak belirlendi. 1977-1979 yılları arasında Malezya, Güney Çin Denizi’nin Nansha adalarından 12 adayı işgal etti ve bu adaları 21 Aralık 1979 tarihinde yayınladığı haritada kendi toprakları olarak gösterdi. [16]

    15 Mayıs 1980 tarihinde Malezya kıyıdan 200 mile kadar varan deniz alanını kendi münhasır ekonomik bölgesi olarak ilan etti. İlan edildiği bu alan Güney Çin Denizi’ndeki 11 adayı içermektedir. [17]  Bundan sonra Malezya yönetimi, Nansha adalarından 1983 yılında 1 adayı, 1986 yılında 3 adayı ve 1999 yılında ise 2 adayı daha kontrol altına aldı.

    Brunei

    1984 yılında Birleşik Krallık’tan egemenlik kazanan Brunei, Güney Çin Denizi’nde birkaç adada ve o adaların çerçevesindeki karasularında egemenlik iddia etmektedir. Günümüzde Nansha adalarından biri olan Louisa resifi Brunei denetimindedir. Louisa resifinde Çin, Tayvan, Vietnam ve Malezya da hak iddia etmektedir.

    Güney Çin Denizi’ndeki takımadaları üzerinde egemenlik hakkı iddia eden ülkelerin tartışmaların tarihsel boyutlarına bakıldığında bu sorunun zaman içinde nasıl değişime uğradığı anlaşılabilir. Ancak uzun zamandır devam eden bu tartışmaların zaman zaman sertleştiği söylenebilir. Güney Çin Denizi’ne kıyısı olan ülkelerin son yıllardaki ilan ettikleri münhasır ekonomik bölgelerin birbiriyle çakışması, Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik tartışmalarını tekrar gündeme getirmiştir. Aşağıdaki haritada soruna taraf olan ülkelerin Güney Çin Denizi’nde egemenlik iddia ettiği bölgeler görülebilir.

    southchinasea.org

    Güney Çin Denizi’ndeki sorunların nedenleri

    Güney Çin Denizi’nde egemenlik hakkı iddia eden ülkelerin bölge üzerinde hâkimiyet alanını sağlamak ve genişletmek için uzun yıllardır mücadele etmelerinin birkaç temel nedeninden söz edilebilir. Bu ülkelerin Güney Çin Denizi’ne neden o kadar önem verdiklerini anlayabilmek için, sorunların yaşanmasına sebep olan bu nedenler üzerinde kısaca durmak gerekir.

    Zengin petrol ve doğalgaz kaynakları

    Son yıllarda Güney Çin Denizi’nin deniz yatağında büyük miktarlarda petrol ve doğalgaz rezervinin bulunduğu bilinmektedir. Bu bağlamda Güney Çin Denizi çok zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahiptir denilebilir. Şöyle ki, ABD Enerji Bilgi Yönetimi İdaresi’nin 2013 yılındaki açıklamasına göre, Güney Çin Denizi’ndeki petrol rezervleri yaklaşık 11 milyar varil ve doğalgaz rezervlerinin yaklaşık 190 trilyon feetküptür. [18] Çin Toprak ve Kaynaklar Bakanlığı’nın verilerine göre, buradaki petrol rezervleri yaklaşık 23-30 milyar ton, doğalgaz rezervleri yaklaşık 16 trilyon metreküp olarak hesaplanmıştır. Bu rakamlar, Çin’in toplam petrol ve doğalgaz rezervlerinin 1/3’üne, dünyanın toplam petrol ve doğalgaz rezervlerinin ise %12’sine karşılık gelmektedir.[19]

    Güney Çin Denizi’nin petrol ve doğalgaz zenginliğinin, söz konusu denizde yaşanan tartışmaların temel nedeni olduğu söylenebilir. Çünkü Güney Çin Denizi’ndeki tartışmalar, söz konusu denizdeki petrol ve doğalgaz rezervi tespitleriyle aynı zamanda ortaya çıkmıştır. Bilindiği üzere, BM tarafından 1966 yılında kurulan COOP (The Committee for Coordination of Joint Prospecting for Mineral Resources in Asian Offshore Areas) örgütünün ilk açıklamalarında, Güney Çin Denizi’nin deniz yatağında zengin petrol ve gaz rezervlerinin olduğu dile getirilmişti. Ayrıca Güney Çin Denizi’nde egemenlik hakkı iddia eden ülkelerin hepsinin söz konusu denizde petrol ve doğalgaz arama ve üretim çalışmaları için çaba harcadıkları da bilinmektedir. Şimdiye kadar bölgede 200’den fazla enerji şirketinin 1380 petrol kuyusu işletilmekte olup yıllık petrol üretimi yaklaşık 50 milyon tonu bulmaktadır. [20]

    Filipinler, Güney Çin Denizi’nde en erken petrol ve doğalgaz arama ve üretim faaliyetlerinde bulunan ülkedir. İlk olarak 1966 yılında Güney Çin Denizi’nde petrol ve doğalgaz aramasını gerçekleştiren Filipinler, 1974 yılında Nansha adalarından biri olan Reed adasındaki petrol kuyusunu İsveç’e kiraya verdi, 1979 yılında ise kendileri petrol üretmeye başladı. Günümüzde Filipinler ülkesi enerjisinin %40 kısmını Güney Çin Denizi’ndeki petrol ve doğalgazdan karşılamaktadır. Enerji’de dışa bağımlılık oranı %95 olan Filipinler için Güney Çin Denizi bu açıdan çok önemlidir. [20]

    Vietnam’ın Güney Çin Denizi’ndeki petrol ve doğalgaz üretimi ülke ekonomisinin can damarıdır denilebilecek niteliktedir. Bu zamana kadar Vietnam Güney Çin Denizi’nde 100 milyon ton petrol ve 1,5 trilyon metreküp doğalgaz üreterek yaklaşık 25 milyar dolardan fazla gelir elde etmiştir. Vietnam’ın yıllık petrol üretimi toplam 30 milyon ton iken, sadece Güney Çin Denizi’ndeki petrol üretimi 8 milyon tondur.[20] 2015 yılında Vietnam’ın Güney Çin Denizi’ndeki enerji gelirinin ülke GSYH’sindeki oranı %19’dır.[21]

    Malezya, Güney Çin Denizi’nde petrol ve doğalgaz arama ve üretimi çalışmalarına başladığı 1966 yılından bu yana 18 petrol ve 40 doğalgaz sahası üretti. Bu zamana kadar Malezya’nın Güney Çin Denizi’ndeki toplam petrol üretimi 300 milyon ton ve doğalgaz üretimi 150 milyon metreküp olmuştur.[20] 2015 yılında ülke GSYH’sinin %20’sı Güney Çin Denizi’ndeki enerji gelirindendir. [22]

    Brunei’in diğer ülkelerle Güney Çin Denizi üzerindeki tartışması tamamen petrol ve doğalgaza bağlıdır. Brunei ekonomisi Güney Çin Denizi’ndeki petrol ve doğalgaz üretimine dayalı olarak son yıllarda çok büyük bir gelişme göstermiştir. Güney Çin Denizi’nde 8 petrol ve doğalgaz sahası olan Brunei, bu zamana kadar 7 milyon ton petrol ve 1,5 trilyon metreküp doğalgaz üretmiştir.[20]

    Çin, ancak 1980’lerin başında Güney Çin Denizi’nde petrol ve doğalgaz kaynakları geliştirmeye önem vermeye başlamıştır. 1982 yılında Çin Ulusal Açık Deniz Petrol Şirketini (CNOOC) kuran Çin, 1986 yılında bu şirket ile Güney Çin Denizi’ndeki ilk petrol platformunu inşa etmeye başladı ve 3 yıl sonra da bu ilk petrol sahası üretime alındı. 9 Mayıs 2012 tarihinde CNOOC Güney Çin Denizi’nde Haiyang Shiyou 981 projesini başlattı. [22]

    Son yıllarda Güneydoğu Asya ülkelerinin ekonomik büyüme hızının artmasıyla beraber enerji tüketimi de artmaya devam etmektedir. Bundan dolayı kıyıdaş ülkelerin Güney Çin Denizi’ndeki petrol ve doğalgaz üretimi de giderek artmaktadır. 

    Balıkçılık

    Güney Çin Denizi, sahip olduğu balık varlığı ve çeşitliliği sebebiyle balıkçılık açısından da çok önemlidir. Asya’da avlanan toplam balık miktarının yaklaşık %25’i Güney Çin Denizi’nden gelmektedir.[23] Örneğin, Filipinler’de balıkçılık miktarı ulusal GSYH’nin 2,7%’sini oluştururken,  toplam balıkçılık üretiminin 3/4’ü Güney Çin Denizi’nden gelmektedir. [24]

    Ekonomik açıdan bakıldığında, balıkçılığın da Güney Çin Denizi’ndeki tartışmalara neden olduğu söylenebilir. Çünkü Çin ve diğer Güneydoğu Asya ülkeleri balıkçılarının Güney Çin Denizi’nde sürekli taciz edilmeleri de bu ülkeler arasındaki ilişkilerin sık sık gerilmesine neden olmaktadır.

    Taşımacılık

    Güney Çin Denizi, aynı zamanda dünyanın en önemli deniz yollarından biridir. Avrupa’dan, Afrika’dan ve Ortadoğu’dan gelen yük gemileri Malakka Boğazı’ndan geçerek Güney Çin Denizi üzerinden Asya ülkelerine ulaşmaktadır. Buradan geçen yıllık trafik hacmi Süveyş Kanalı’nın üç katı, Panama Kanalı’nın ise 15 katıdır. Güney Çin Denizi’nden geçen denizyolu özellikle enerji ticareti açısından oldukça stratejik bir öneme sahiptir. Özellikle, Japonya, Güney Kore, Tayvan, Orta Doğu, Afrika, Endonezya ve Malezya’nın ham petrol ithalatının %80’ı Güney Çin Denizi’ndeki taşımacılığa dayanmaktadır. Nitekim Güney Afrika ve Vietnam’ın sıvılaştırılmış doğalgaz ve kömür kökenli metan ihracatının büyük çoğunluğu da bu yol geçmektedir. Ayrıca tek tek ülke özelinde ifade etmek gerekirse, Kore’nin enerji ithalatının üçte ikisinden, Japonya ve Tayvan’ın enerji ithalatının %60’ından fazlası Güney Çin Denizi yoluna bağlıdır. Aynı zamanda Çin ham petrol ithalatının %80’ini Güney Çin Denizi üzerinden ülkesine taşımaktadır. Öte yandan, kıyıdaş ülkeler arasında yapılan ticaret açısından da Güney Çin Denizi’nin oldukça önemli bir ticaret yolu olduğu söylenebilir. [22]

    Güney Çin Denizi’nin küresel ticaret yolu açısından oldukça stratejik bir konumda bulunması bölgede yaşanan tartışmaların nedenlerinden birisidir. Enerji ve ticari mal taşımacılığında Güney Çin Denizi’ne son derecede bağımlı olmaları bu kıyıdaş ülkeleri, bölgedeki önemli ticari ve enerji güzergâhlarını elde etme hususunda rekabete zorlamaktadır.

    Jeopolitik oyunlar

    Güney Çin Denizi sorunların temelinde son yıllarda şiddetlenen küresel ve bölgesel çaplı jeopolitik mücadele yer almaktadır. Özellikle ABD, Japonya ve Rusya gibi ülkeler Güney Çin Denizi’ni Asya-Pasifik bölgesindeki jeopolitik çıkarlarının merkezi olarak değerlendirmektedir.

    Asya-Pasifik bölgesindeki jeopolitik oyunların başında ABD yer almaktadır. Son yıllarda Çin’in ekonomik yükselişi ABD’nin Asya-Pasifik bölgesinde yeni stratejik önlemler almasına neden olmaktadır. ABD’nin Güney Çin Denizi’ndeki anlaşmazlıklara müdahil olmasının nedeni olarak öncelikle Çin’in giderek artan ekonomik ve siyasi gücüne engel olmak istemesi ifade edilmektedir. 2011’den sonra ABD “Asya’ya Dönüş” stratejisi kapsamında, Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik tartışmalarını kullanarak ASEAN ülkeleriyle ikili ve çok taraflı anlaşmalar yaptı. Ayrıca Trans-Pasifik Ortaklığı (TPP) da kuruldu. ABD’nin ASEAN ülkeleriyle yaptığı askeri iş birlikleri ve tatbikatlar da Güney Çin Denizi sorunların artmasına yol açmıştır denilebilir.

    1937-1945 yılları arasında Güney Çin Denizi’ni ve bölgedeki takımadaları işgal etmiş olan Japonya da Güney Çin Denizi’ndeki sorunlara “katkı” sağlamaktadır. Japonya’nın enerji tüketiminin %95’i ithalata dayanırken, petrol ithalatının önemli bir kısmı da Güney Çin Denizi’ndeki güzergâhlardan geçmektedir. Bu açıdan Güney Çin Denizi Japonya için de önemli ekonomik ve stratejik konumdadır. Aynı zamanda Japonya, eski jeopolitik rakibi olan Çin’le Doğu Çin Denizi’nde yer alan Senkaku adası üzerinde egemenlik tartışmasında bulunmaktadır. Japonya da, TPP bünyesinde ASEAN ülkeleriyle siyasi, ekonomi ve askeri işbirliklerini genişletmektedir.

    ABD başta olmak üzere Batı ülkeleriyle ilişkileri gerileyen Rusya da Asya-Pasifik bölgesindeki jeopolitik oyunlara Batı’ya karşı Çin’e destek vererek katılmaktadır. Rusya, Çin ile bu zamana kadar gerçekleştirdikleri çeşitli tatbikatların haricinde, bu yıl 11-19 Eylül arasında Güney Çin Denizi’nde ilk defa ortak deniz tatbikatı gerçekleştirdi. Rusya’nın Asya-Pasifik bölgesindeki jeopolitik oyunlara katılmasının, Güney Çin Denizi’nde yaşanan gerginliği arttırma potansiyeli olduğunun vurgulanması doğru olacaktır.

    Sonuç

    12 Temmuz 2016 tarihinde BM Uluslararası Daimi Tahkim Mahkemesi’nin Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik hakları sorununa ilişkin Filipinler’in Çin’e karşı açtığı dava sonucunda verdiği karar, Güney Çin Denizi’ndeki gerginliğin tekrar artmasına neden oldu. Uluslararası mahkemenin verdiği kararı tanımayan Çin, egemenlik hakkını korumak için elinden gelen her şeyi yapabileceği uyarısında bulundu. Bu bağlamda 11-19 Eylül 2016 tarihinde Çin Deniz Kuvvetleri ile Rusya Deniz Kuvvetleri Güney Çin Denizi’nde ortak deniz tatbikatı gerçekleştirdiler. [25]

    Güney Çin Denizi’ndeki söz konusu soruna mahkeme kararının tamamen çözüm getirmesi de şüphelidir. Fakat soruna ilişkin uluslararası bir yasal kararın çıkmış olması, Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik tartışmalarına yeni bir bakışın ortaya çıkmasına yol açabilir. Aynı zamanda ABD ve Japonya gibi ülkelerin Güney Çin Denizi’ndeki tartışmalara daha kolay müdahil olmasına zemin oluşturabilir.

    Kısaca, Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik tartışmaları kısa zamanda çözülebilecek bir sorun gibi durmamaktadır. Soruna taraf olan ülkelerin Güney Çin Denizi’nde bu zamana kadar yaptıkları bir yana, ekonomik, siyasi ve askeri çıkarlarını bırakmaları mümkün görünmemektedir. Bundan dolayı Güney Çin Denizi sorunu tarihsel, ekonomik ve siyasal boyutları ile ele alınmalıdır. Bu açıdan, Çin’le özellikle aynı konuda anlaşmazlık yaşayan ülkelerin ASEAN çerçevesinde söz konusu sorunlara ilişkin ortak politika geliştirebilmeleri önemlidir.


    Kaynaklar:

    1. http://www.mfa.gov.cn/nanhai/chn/snhwtlcwj/t1379490.htm
    2. http://blog.sina.com.cn/s/blog_5f54ff2b01017ubw.html
    3. http://whogovernstw.org/2016/02/01/whogovernstw3/
    4. http://www.thesouthchinasea.org/2016-07/22/c_53603.htm
    5. 李国强:50年来台湾南海政策探析. 中国社会科学院青年学术报告 (第1卷). 社会科学文献出版社2003: S31-41
    6. http://www.thesouthchinasea.org/events.html
    7. http://news.sohu.com/20140530/n400244390.shtml
    8. http://m.qulishi.com/news/201412/23112_4.html
    9. http://www.81.cn/2016xsjx/2016-04/08/content_6997074.htm
    10. http://www.china.com.cn/guoqing/2015-01/30/content_34692206.htm
    11. http://www.chinanews.com/gn/2012/06-04/3936666.shtml
    12. http://news.youth.cn/gn/201405/t20140515_5201170.htm
    13. http://www.cosl.com.cn/art/2016/4/7/art_14991_2314981.html
    14. http://www.backchina.com/news/2008/07/24/1864.html
    15. http://cnoocltd.com/art/2003/11/11/art_6671_1652611.html
    16. http://www.epochtimes.com/gb/16/7/12/n8093301.htm
    17. http://news.ifeng.com/a/20160705/49298934_0.shtml
    18. http://www.cgs.gov.cn/gzdt/dzhy/201603/t20160309_284076.html
    19. https://www.eia.gov/beta/international/regions-topics.cfm?RegionTopicID=SCS
    20. http://business.sohu.com/20120516/n343332107.shtml
    21. http://www.cnforex.com/comment/html/2016/7/17/c5c2a29cf39bc3c0de80c6bdc6...
    22. http://www.ciis.org.cn/gyzz/2014-11/20/content_7385361.htm
    23. https://www.kannewyork.com/news/2016/07/12/38328.html
    24. http://news.cri.cn/20160721/44871cea-8d52-c453-2c61-dfdb7a61652a.html
    25. http://mil.news.sina.com.cn/china/2016-09-09/doc-ifxvukhv7907927.shtml

    Not: Bu blogda ifade edilen görüşler yazarın kendi görüşleri olup Enstitü'nün yayın politikasını yansıtmamaktadır.

    *"Asya Avrupa: Haber-Yorum" dergisinin Kasım 2016 Sayı: 11'de yayınlandı.

    Etiketler: Çin, Uluslararası İlişkiler, Güney Çin Denizi

Yazar

  • Araştırmacı

    Omirbek Hanayi

    Omirbek Hanayi Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Avrasya Araştırma Enstitüsü’nde araştırmacı olarak görev yapmaktadır. 2004 yılında Çin Milletler Üniversitesi(Pekin) Kazak Dili ve Edebiyatı Fakültesi’ni kazanmıştır.