Ana içeriğe atla
  • Güvenlik Anlayışı ve Ülkelerin Nükleer Silaha Başvurma Nedenleri

    14.04.2015 | Yorumlar | Güvenlik | 1,585 Juldiz Kanapiyanova

    Uluslararası sorunların büyük bir çoğunluğu genellikle silaha başvurulmadan, diplomatik yollarla (pazarlıklar, ikna yolları veya çeşitli biçimlerdeki ödüllendirme yöntemleri) çözülür. Ülkelerin herhangi bir silaha ve güce sahip olma isteği hep vardı ve olacaktır. Çünkü hiçbir devlet kendi güvenliği söz konusu olduğunda tarafsız veya bağlantısız kalamayacaktır. Güvenlik konusu geçmişte ve günümüzde diğer devletlerin ya da uluslararası kuruluşların teminatına bırakılamayacak kadar önemli bir sorundur. Savunmasını sağlayabilmek için her devlet askeri hazırlığını ve diğer güç öğelerini en üst düzeyde tutmaya özen göstermek zorundadır. Askeri gücün sadece savunma amacıyla kullanılmadığı herkesçe bilinmektedir. Bu nedenle önemli bir husus silahların kendisi değil, bu silahların hangi amaçlarla kullanıldıklarıdır. Silahlarla ilgili bir diğer nokta ise, bunların askeri açıdan değil, daha da önemlisi, siyasal açıdan, ya da siyasal çerçeve içinde değerlendirilmeleri gereğidir. Bu konuda en iyi örnek nükleer silahlara sahip olma isteğinin artmasıdır. Bu silahların düşmana verebileceği fiziksel zararlar kadar, diplomatik pazarlıklarla da oynadıkları rol bakımından önemlidirler.1

    Soğuk Savaş döneminde ve sonrasında güvenlik anlayışı uluslararası sistemin yapısına göre değişmiştir. Soğuk Savaş döneminde sistem iki kutupluydu ve güvenlik anlayışı askeri güç ve kapasite ile belirlenmişti. Bu dönemde iki kutup haricindeki ülkeler birbirlerini tehdit olarak görmemişlerdi. Güvenlik anlayışı askeri çoğunluğa ve günün teknolojik silahlarının kullanılma oranına göre belirlenmişti.2 Uluslararası ortamda bu dönemde, ülkeler devlet merkezli ve güç eksenine dayalı politikalar sergilemişlerdi.3

    Soğuk Savaş sonrası dönemde yeni güvenlik anlayışı çok kutuplu olup bütün alanlara yayılmıştır (ekonomi, enerji, çevre, sosyo-kültür ve eğitim). Ülkeler artık devlet merkezli ve güç eksenine dayalı askeri güç yerine, ekonomik anlamda güçlenmeye, sosyo-kültür ve eğitim alanlarına önem vermeye ve yeni enerji kaynakları temin etmeye başlamıştır.4 Ülkeler kendi güvenlikleri için nükleer silah edinme çabaları göstermektedirler. Nükleer silah hem güç, hem caydırıcılık niteliği olan bir korunma yolu, hem de düşmana karşı gerektiğinde kullanılacak bir tehdittir. Çok kutuplu dönemde artık ülkeler birbirlerine potansiyel tehdit olarak bakmaktadırlar ve bu ülkelerin birbirlerini tehdit olarak algılaması, nükleer silah üretimi ve teminin artmasına neden olmuştur.

    Günümüzde nükleer stratejinin temel işlevi, savaşı önlemek ve güce başvurmadan onu bir tehdit olarak kullanarak ülkenin savunmasını gerçekleştirmek olarak belirtilmektedir. Bu bağlamda çağımızda nükleer stratejide egemen olan kavramlar “nükleer güç/silah” ve “caydırıcılık”tır (deterrrence).5 Diğer bir ifadeyle nükleer silaha sahip olabilmek için mutlaka bir düşmana sahip olmak veya nükleer silahlanmada o ülkeyi hedef almak gerekli değildir. Bunun aksine, nükleer silahın özellikli fonksiyonu onun kullanılması değil, düşmana karşı caydırıcı ve dengeleyici bir rol oynamasıdır. İki kutuplu dünyadaki koşulları incelediğimizde nükleer caydırıcılığın ne denli önemli rol oynadığını görebiliriz. Bu dönem boyunca görülmüştür ki nükleer silah depolamak ve düşmana saldırmak onu yok etmek için değil, düşmanı caydırmak ve uluslararası ilişkilerde milli çıkarları korumak içindir.

    Caydırma stratejisinin iki temel şartı, beklenmedik bir saldırının ardından misilleme yapma yeteneğinin karşı tarafa inandırıcı bir şekilde gösterilmesi ve karşı tarafın misilleme kararlılığının bir ihtimal olarak göz önüne alınmasıdır. Caydırıcılığın en önemli koşulu yeteri kadar askeri güce sahip olmaktır. Bununla birlikte, etkili olabilmek sadece silahların nitelik ve niceliğine bağlı değildir, karşı tarafın bunu algılaması da gerekir. Caydırma potansiyel gücün karşı tarafı olası bir davranıştan vazgeçirmek için akıllıca kullanılan bir stratejidir. Aşağıdaki tabloda nükleer silaha sahip olan ülkeleri ve onların birkaçının caydırma amaçlı olduğunu inceleyebiliriz.

    Tablo 1. Nükleer Silaha Sahip Olan Ülkeler

    Ülke Başlık Sayısı İlk test yılı
    NPT’ye göre beş “Nükleer Silahlı Devlet”
    ABD 7,315 1945 “Trinity”
    Rusya(eski SSCB) 8,000 1949 “RDS-1”
    İngiltere 225 1952 “Hurricane”
    Fransa 300 1960 “Gerboise Bleue”
    Çin 250 1964 “596”
    Diğer bilinen nükleer programlar
    Hindistan 90-110 1974 “Smiling Buddha”
    Pakistan 100-120 1998 “Chagai-1”
    Kuzey Kore 10 2006
    Bildirilmemiş nükleer silahları olan devletler
    İsrail 80 1979

    Kaynak: Federation of American Scientists 2014, http://www.icanw.org/the-facts/nuclear-arsenals/

    Tablo 1’de gördüğümüz gibi ABD nükleer silah programını ilk geliştiren ve bunu savaşta kullanan tek devlettir. Konuda bahsettiğimiz caydırıcılık politikası nedeniyle ABD’nin peşinden uluslararası ilişkilerin diğer lideri SSCB gelmektedir, bundan sonra ülkeler arasında nükleer silah rekabeti ve yarışı başlamaktadır, ardından İngiltere, Fransa ve Çin kendi nükleer silah programını geliştirip nükleer silahlı beş devlet listesinde yer almaktadırlar. Devamında bölgedeki istikrarını ve güvenliğini korumak için Hindistan, Hindistan’dan sonra Pakistan caydırıcılık niteliği taşıyan nükleer silah programlarını geliştirmişlerdir.

    Ülke güvenliklerini korumada ve uluslararası istikrarı sağlamada ön plana uluslararası örgütler ve kurumlar çıkmaktadır. Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın ana hedefleri, nükleer silahların ve nükleer teknolojinin yayılmasının önlenmesi; nükleer enerjinin barışçı amaçlarla kullanılabilmesi için işbirliğini geliştirmek ve uzun vadeli hedef olarak, nükleer silahsızlanmayı, nihayetinde genel ve tamamen nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya yaratmak olarak özetlenebilmektedir. 40 yıl önce yürürlüğe giren anlaşmayı bugüne kadar 188 ülke imzalamıştır. 1960’lı yılların sonlarına kadar nükleer silah geliştiren ve deneyen beş ülke ABD, Sovyetler Birliği, İngiltere, Fransa ve Çin’in isteği, diğer ülkelerin nükleer silah geliştirmesine engel olmuştur. Beş nükleer gücün yanı sıra Hindistan, İsrail ve Pakistan da kullanılmaya elverişli nükleer silahlara sahiptir ve anlaşmaya taraf değildir.6

    Bu bağlamda nükleer beş ülke diğer aktörlerin nükleer silaha sahip olma isteğini kontrol altına almaktadır ve bu anlaşmaya taraf olmaya çağırmaktadır. Bu yüzden herhangi bir ülke tarafından güvenlik anlayışını tehdit eden bir adım gerçekleşince söz konusu ülkeler önce müzakere yoluyla sonra daha sert biçimde kendi tavırlarını ve isteklerini dile getirmektedir. Örnek olarak İran’a bakılabilir. İran’ın nükleer programı Batı tarafından bölge ve dünya güvenliği ve istikrarı için sakıncalı bulunmuştur ki nükleer müzakereler anlaşmaya varılıncaya kadar devam etmiştir. Güvenliği tehdit edecek olan nükleer silah edinme ile ilgili maddeler kaldırılmıştır ve nükleerin sadece sivil kullanımı için adımlar atılmıştır.

    Toplantılarda Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın (NPT) tam olarak uygulanması konusundaki taahhütler her seferinde yinelenmektedir. Fakat nükleer silahların kullanması ve kullanılması tehdidine karşı tek garanti nükleer silahların yok edilmesidir. Bu bağlamda bütün ülkeler açısından her tür nükleer silahın sistematik ve düzenli bir şekilde azaltılması gerekmektedir. Aksi takdirde bir ülkenin nükleer silaha sahip olması, yukarıda bahsedilen güvenlik argümanıyla diğer ülkelerin de benzer taleplerine zemin hazırlamıştır/hazırlayacaktır.

    1. Mehmet Gönlübol. Uluslararası Poliitka. Siyasal Kitabevi. Ankara, 2000, 5. Baskı, s. 172. Yavuz Cankara. Yeni Oyun. İran’ın Nükleer Politikası. İstanbul, 2005. S. 20.
    2. Bilgehan Emeklier, 21.Yüzyılda Yeni Güvenlik Anlayışları ve Yaklaşımları, www.bilgesam.org.tr.
    3. Dağcı Kenan, ABD’nin Yeni Güvenlik Yaklaşımı ve Terörizm, http://www.asam.org.tr/temp/temp595.pdf.
    4. Sandıklı Atilla, Değişen Güvenlik Anlayışları ve Türkiye’nin Güvenlik Stratejisi, Rapor No:2,s.17.
    5. Arif Bozbıyık, Hamit Hancı, Çağlar Özdemir, Özgür Demirkan, Nükleer Silahlar: Üretimi ve Etkileri. Sürekli Tıp eğitimi dergisi (STED), cilt: 10, sayı: 10, Ankara: 2001, s. 387. Yavuz Cankara, Yeni Oyun. İran’ın Nükleer Politikası. İstanbul: 2005, s. 28.
    6. http://www.sde.org.tr/tr/newsdetail/nukleer-silahlarin-yayilmasi-gozden-gecirilecek/2156

    Not: Bu blogda ifade edilen görüşler yazarın kendi görüşleri olup Enstitü'nün yayın politikasını yansıtmamaktadır.

     

     

    Etiketler: Güvenlik, Nükleer Silah, Caydırıcılık, Soğuk Savaş

Yazar

  • Araştırmacı

    Juldiz Kanapiyanova

    Kanapiyanova Juldiz 26 Aralık 1986 yılında Doğu Kazakistan’da doğmuştur.