Göç ve Çokkültürlülük Üzerine Genel Bir Değerlendirme

GÖÇ VE ÇOKKÜLTÜRLÜLÜK ÜZERİNE GENEL BİR DEĞERLENDİRME Tarih, insanoğlunun siyasi, ekonomik, ekolojik vb. nedenlerle sürekli bir mekansal hareketliliğine tanıklık etmektedir. Söz konusu bu hareketlilik, tarihsel süreçte bireysel ya da kitlesel olarak çeşitli boyutlarda gerçekleşmiştir. İlk büyük kitlesel göç olarak bilinen Kavimler Göçü ile MS. 4. yüzyılda başlayan ve kesintisiz devam eden insani hareketlilik, hemen hemen yerkürenin tamamını etkilemiştir. Özellikle 19. yüzyıla damgasını vuran ulusçuluk hareketleri ve sonrasında yaşanan savaşlar ve ortaya çıkan yeni gelişmeler, bu süreci daha da hızlandırmıştır. Daha önceleri büyük oranda zorunlu bir niteliğe sahip olan söz konusu bu insani hareketlilik ya da göç halkasına postmodern çağda gönüllü göçler de eklenmiştir. Tarihsel arka planı, şekli ve kapsamı nasıl olursa olsun göçler, hem öznesi (göçmenler) hem de göç edilen ülke ve toplum açısından bir dizi demografik, ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel sonuçlar doğurmaktadır.
Bu çalışmada insani hareketliliğin bir sonucu olarak çağımız toplumlarında yaygın olarak görülen etnik, dini ve kültürel çeşitliliğin sürdürülebilir yönetimi noktasında ortaya çıkan çokkültürlülük incelenecektir.
Sosyolojinin ana çalışma konularından olan kültürün kapsamına ve dolayısı ile de tanımına ilişkin çok sayıda görüş bulunmaktadır. Bir fikir adamı ve sosyolog olan Erol Güngör, oldukça öz bir şekilde kültürü, ”maddi ve manevi unsurlarıyla” bir topluma ait hayat tarzı, inançlar, hisler ve heyecanlar bütünü olarak ifade etmektedir. Bu tanımdan görüleceği üzere kültür, bir grubun, bir toplumun ya da bir milletin temel karakteristiğini oluşturan ve diğerlerinden ayıran şeyler bütünü olarak bir “kimliğe” atıf yapar. Sosyal süreçlerin üretimi olan kimlik ise bir aidiyete ve dolayısıyla ötekinden (ya da ötekilerden) farklılığa işaret eder. Temelde alt kimlik ve üst kimlik olarak iki kategoride incelenen kimliğin, bireysel, kültürel, toplumsal, ulusal, siyasal ve anayasal olmak üzere çeşitli alt kategorik boyutları bulunmaktadır.
Ulusal kimliklerin hâkim olduğu modern çağdan farklı olarak postmodern çağda aidiyet, daha çok kimlikler ve alt kültürler üzerinden tartışılmaya başlanmıştır. Küreselleşmenin çağımızda ulaştığı boyut ve iletişimde yaşanan gelişmeler, toplumları birbirine benzeştirirken aynı zamanda kültürel farklılıkları da gün yüzüne çıkarmaktadır. Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) 2020 Göç Raporu’na göre 2019 yılında doğduğu ülke dışında başka bir ülkeye göç edenlerin sayısı 272 milyon civarındadır.
Dünya nüfusunun yaklaşık %3,5’ine denk gelen bu oran son yıllarda da aşağı yukarı benzer bir düzlemde seyretmektedir. Tarihsel süreçte oluşan ve daha önceki kültürel çeşitliliğe eklemlenen bu insani hareketlilik, ülkelerin toplumsal yapısını daha da heterojen bir hale getirmektedir. Yapılan araştırmalar dünya genelinde yaşanan bu sürecin devam edeceğini göstermektedir. Pew Research Center tarafından 2018 yılında farklı kıtalardaki 27 ülkede yapılan araştırma sonuçlarına göre araştırmaya katılanların %69’u geçen 20 yılda yaşadıkları ülkenin etnik, dini ve kültürel olarak daha çeşitli bir hale geldiğini; benzer şekilde katılanların önemli bir çoğunluğu da söz konusu toplumsal çeşitliliğin gelecek 20 yılda da artarak devam edeceği yönündeki tahminlerini paylaşmıştır. Göç neticesinde oluşan toplumsal çeşitlilikteki artışa ilişkin söz konusu araştırmaya katılanların yaklaşımları farklılık arz etmektedir. Söz konusu farklılığı Yunanistan ve Endonezya örnekleri üzerinden gösterecek olursak:
Araştırmaya Yunanistan’dan katılanların %62’si toplumsal çeşitlilikteki artışa karşı olduğunu ifade ederken, %17’si ise kültürel çeşitlilikteki artıştan yana olduğunu belirtmişlerdir. Araştırmaya Endonezya’dan katılanların ise sadece %5’i toplumsal çeşitlilikteki artışa karşı olduğunu söylerken, %76 gibi büyük bir kısmı da toplumsal çeşitlilikteki artıştan yana bir tutum sergilemiştir. Yunanistan ve Hindistan gibi az sayıda ülke dışında, başta Kanada, ABD, Birleşik Krallık, Güney Kore, Avustralya olmak üzere araştırma yapılan ülkelerin çoğunda toplumsal çeşitlilikten yana bir tutum sergilendiğini söyleyebiliriz.
Buna rağmen uluslararası örgütlerin ve insan hak ve özgürlükleri alanında faaliyet gösteren STK’ların raporları dikkate alındığında küresel ölçekte genel tablonun çok da pembe olmadığı görülmektedir. Zira sadece AGİT ve ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından 2020 yılında 42 ülkede kayıtlara geçen nefret suçu vaka sayısı 7203’dür. Bu suçların yarıdan fazlasını ırkçı ve yabancı düşmanlığı ile belirli bir inanç ya da o inanç müntesiplerine karşı işlenen suçlar oluşturmaktadır. Bunların dışında dünyanın farklı bölgelerinde bireysel ve kültürel kimliklere karşı işlenen ancak kaydedilmeyen çok sayıda vaka bulunduğunu tahmin etmek güç değil. Buna zaman zaman yabancı düşmanlığı ve İslamofobi ile uluslararası kamuoyunun dikkatlerini çeken Avrupa ve ABD de dahildir. Çok daha öncesine uzanan ihlaller nedeniyle özellikle 1690’lardan sonra devletler, çokkültürlülük temelinde kimlik siyasetlerini gözden geçirmeye ve bir takım revizyonlar yapmaya başlamışlardır.
“Çokkültürlülük” teriminin literatürde ilk defa 1941 yılında modern anlamda ulusal kimliklerin aşınmışlığı karşısında farklılıkları esas alan kozmopolit bir toplumu tanımlamak için kullanıldığı bilinmektedir. Bununla birlikte terim, bir politika enstrümanı olarak ancak 1970’li yılların başında çokkültürlü yapıları ile bilinen Avustralya ve Kanada’da kullanılmaya başlanmıştır. Zamanla ABD, Avrupa ve diğer ülkelerdeki farklı kültürlerin taleplerinin karşılanması noktasında yaygın olarak kullanılmaya başlanan çokkültürlülük en genel anlamıyla, “farklılıkların devlet politikaları ile yönetimi” dir. Çokkültürlülük siyasi bir enstrüman olmasının ötesinde karşılıklı saygı ve kabulü esas alan toplumsal bir tavırdır. Ancak belirtilmesi gerekir ki, gerek politikalar açısından gerekse toplumsal kapsayıcılık açısından çokkültürlülük, iki sembolik örnek – Kanada ve Avustralya – dışında oldukça farklı bir seyir içerisindedir. Şüphesiz ki bunun tarihsel, siyasi, ekonomik ve sosyolojik nedenleri bulunmaktadır. Bunların yanında özellikle son yıllarda güvenlik çokkültürlü politikaların şekillenmesinde önemli bir unsur haline gelmiştir.
Dolayısıyla Avustralya ve Kanada’nın kendine özgü şartları çerçevesinde şekillenen çokkültürlü politikalarla Ortadoğu’daki, Afrika’daki ya da Asya’daki politikaların karşılaştırılması gerçekçi görünmemektedir. Zira, bu özgünlük, ABD ve Kanada deneyimlerinde dahi hem yasal hem de pratik olarak ayrışmaktadır.
Örneğin ABD anayasasında çokkültürlülükle ilgili özel bir hüküm bulunmazken Kanada’da Hak ve Özgürlükler Temel Yasası (1982) ile çokkültürlülüğe anayasal güvence sağlanmıştır. Benzer şekilde Amerika’da kültürel kimlikler bir şekilde- bir üst kimlik olan “Amerikalılık” potasında eritilmeye mahkum edilirken Kanada’da dillerin ve kültürlerin korunmasına ve geliştirilmesine yönelik önemli destekler sağlanmaktadır. AB ülkelerinde ise, iç siyasi nedenler ve dönemsel gelişmelere bağlı olarak inişli çıkışlı bir seyir izlense de, AB anayasasında alt kimliklere uzanan geniş bir yelpazede farklılıkların “...çoğulcu, ayrım gözetmeyen, hoşgörülü, adil ve dayanışmacı...” bir yaklaşımla güvence altına alındığı görülmektedir. Ancak, yukarıda da değinildiği üzere AB ülkelerinin kendi içinde de göçmen politikaları ve çokkültürlülük noktasında farklılıklar olduğu görülmektedir. Nitekim aşırı sağcı partilerin iktidarlarında Almanya, Fransa ve Hollanda örneklerinde olduğu gibi nefret suçlarında artış görülmüştür. Öte yandan eski Sovyetler Birliği ve Yugoslavya ülkelerindeki çokkültürlü politikaların ise yukarıdaki örneklerden oldukça farklı bir düzlemde geliştiğini söyleyebiliriz. Kısaca ifade etmek gerekirse söz konusu ülkelere tarihsel olarak miras kalan etnik, dini ve kültürel çeşitlilik, heterojen ve oldukça kırılgan toplumsal yapıların oluşmasına neden olmuştur. Bu olgu, üniter birliğin korunması noktasında söz konusu coğrafyadaki devletleri, bireysel kimliklerin korunması yerine daha ziyade güvenlik eksenli politikalara zorlamıştır.
Sonuç olarak 20. yüzyılın başlarından beri yaşanan gelişmeler dünyayı her geçen gün daha kozmopolit bir hale getirmektedir. Küreselleşmenin ve aynı zamanda yerelleşmenin alabildiğince hızlandığı çağımızda devletler evrensel hak ve özgürlükler ile güvenlik dengesinde kültürel farklılıkları yönetmeye çalışmaktadır. Ancak son yıllarda Avrupa genelinde yükselişe geçen aşırı milliyetçi akımlar, ırkçı ve yabancı düşmanlığı ve İslamofobi, çokkültürlü politikaların siyasal ve toplumsal olarak hala önemli sınamalardan geçtiğini göstermektedir. Özellikle, Suriye’deki iç savaş sonrasında yaşanan göç dalgasında Batı’nın sergilediği olumsuz tavır hala uluslararası toplumun hafızasındaki tazeliğini korumaktadır. Son söz olarak, uzun erimli sosyolojik bir süreç olan çokkültürlülüğün benimsenmesinin, güvenlik politikalarının yanında ekonomik ve demokratik şartlarla yakından ilişkili olduğu söylenebilir.
Yazar Suat Beylur, Avrasya Araştırma Enstitüsü, Kazakistan Politika, Dış İlişkiler ve Güvenlik Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Comart Tokayev, Qazaqstan TV kanalına verdiği röportajda darbe girişimi olarak nitelendirdiği Ocak olaylarına dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Tokayev, barışçıl protestoların teröristler tarafından rehin alındığını ve Kazakistan’ın birçok bölgesine hızla yayıldığını vurgulayarak, olayların aydınlatılması için geniş çaplı soruşturmaların yürütüldüğünü açıkladı. Tokayev, kriz durumlarının fırsatlar sunduğunu ve Mart ayı ortalarında ulusa sesleniş konuşmasında yeni siyasi reformları açıklayacağını da sözlerine ekledi (Kazinform, 17.02.2022).
Türkmenistan Cumhurbaşkanı Kurbankulu Berdimuhammedov, genç liderler için hükümete giden yolun açılması gerektiğini açıkladı. Cumhurbaşkanı, hayatını ve siyasi tecrübesini Halk Konseyi Başkanı olarak kullanmaya karar verdi. Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası Pazartesi günü başladı. Bu çerçevede adayların belirlenmesi, kayıtların alınması, seçmenlerle buluşmalar ve diğer etkinlikler gerçekleşecektir. Türkmenistan’da cumhurbaşkanlığı seçimleri Mart ayında yapılacaktır (Orient, 14.02.2022). Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, aşırılıkçılık, kanun ve kamu düzeni ihlallerinde bulunan göçmenlerin Rusya’dan sınır dışı edilmesi gerektiğini açıkladı. Bunun üzerine, İçişleri Birinci Bakan Yardımcısı Aleksandr Gorovoy, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) üye devletlerin Göç Kurumları Başkanları Konseyi toplantısı düzenleyerek, meslektaşlarını göçmen işçilerin eğitim düzeyini artırmaya ve ev sahibi devletlerin topraklarındaki yıkıcı süreçlere katılımlarını önlemeye çağırdı (Kun.uz, 19.02.2022). Gürcistan Dışişleri Bakanı David Zalkaliani, Münih Güvenlik Konferansı’nın oturum aralarında Ukraynalı mevkidaşı Dmitro Kuleba ile bir araya geldi. David Zalkaliani, Rusya ile çatışmasında Ukrayna ile olan dayanışmasını ve bu ülkeye desteğini dile getirdi. Taraflar hem ikili hem de uluslararası formatlarda yakın koordinasyon içinde kalmayı kabul ederek, “durumu tırmandırmamak ve müdahaleden kaçınmak” için uluslararası toplumun konsolidasyonunun önemini vurguladılar (Agenda.ge, 20.02.2022).
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Kuzey Atlantik Konseyi’nin Savunma Bakanları oturumunda Gürcistan ve Ukrayna ile yaptığı görüşmede, NATO’nun Rusya’nın eylemlerinin yol açtığı AvrupaAtlantik bölgesindeki güvenlik sorunlarına hazırlıklı olması gerektiğini söyledi. Ayrıca NATO’nun Ukrayna ve Gürcistan’a güçlü siyasi ve pratik destek sağlamaya devam edeceğini belirtti. NATO, Rusya’nın Avrupa güvenliğinin temelini oluşturan ilkeleri göz ardı etmesini ve amaçları doğrultusunda güç kullanımını tehdit etme kabiliyetini ve istekliliğini kınadı (Ukrinform.net, 17.02.2022). Türkmenistan Dışişleri Bakanlığı Başkanı Raşid Meredov, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede bakanlar, TürkmenRus iş birliğinin önemli konularını ele alarak, Altıncı Hazar Zirvesi hazırlıklarına da değindiler. Bakanlar Zirve’de, bölgesel ve küresel gündemdeki güncel konular ile ikili formatlarda yapılacak görüşmeleri planlamaktadır (The Guardian, 20.02.2022).
Toplum ve Kültür Ekonomi, Finans ve Enerji Kazakistan yetkilileri, vatandaşlarını ülkede seyahat etmeye teşvik etmek için turizm sektörüne devlet desteğini artırmayı planlamaktadır. Hükümet, turistik tesislerin inşasına dâhil olanları destekleyecek olup, bir tur paketi satın alınması halinde ülke genelinde çocuklar için ücretsiz uçuşu hedefleyen “Kids Go Free” programını başlatacaktır. Devlet, sektörü desteklemek için toplamda 35 milyon dolara kadar bütçe tahsis edecektir. Gelecek vaat eden önlemlerin alınmasına rağmen, iş dünyasının söz konusu desteklerden bilgi eksikliği nedeniyle yeterince yararlanamadığı bilinmektedir (Qazaq TV, 18.02.2022).
Özbekistan’da 2022 yılında toplam 1.474 MW kapasiteye sahip altı termik ve bir güneş enerjisi santrali faaliyete geçirilecektir. Sonuç olarak, ülkenin enerji sisteminin toplam kapasitesi yaklaşık %10 oranında artarak 16.000 Mw’ı aşacaktır. Planlanan projelerle ilgili olarak, hâlihazırda iki proje Türk Aksa Enerji şirketi tarafından hayata geçirilmiştir. Mart ayında Aksa Enerji ve diğer bir Türk şirketi Cengiz Enerji iki termik santrali daha faaliyete geçirecektir (Kun.uz, 16.02.2022). 2021’de Türkmenistan’ın Gürcistan’a petrol ürünleri ihracatı önemli bir büyüme yaşadı. Gürcistan Ulusal İstatistik Bürosu’na göre, gösterge, 2020’den %186.2 daha fazla olan 191.8 milyon dolar olarak gerçekleşti. Türkmenistan’dan Gürcistan’a petrol ve petrol ürünleri arzı da nicel olarak %103.1 artarak 149.7’den 304.2 bin tona yükseldi. Türkmenistan ana ihracatçı olurken, Rusya 134.6 milyon dolar değerinde petrol ürünleri tedarik ederek ikinci sırada yer aldı (Türkmenportal, 14.02.2022).
2021’de Tacikistan’ın elektrik ihracatı arttı. Ülkenin 2020 yılında 911.6 milyon kWh olan ihracatı, 2021’de 2.4 milyar kWh olarak gerçekleşti. Afganistan, Tacikistan’ın elektriği için kilit bir pazar olmaya devam etmektedir. 2021’de Afganistan’ın ithalatı 1 milyar 275.2 milyon kWh olarak gerçekleşirken Özbekistan 1 milyar 146.8 milyon kWh elektrik satın aldı.
2021’de elektrik ihracatından elde edilen gelir, Afganistan’daki siyasi durum nedeniyle 2020’den 232.6 milyon somoni (20.5 milyon dolar) daha az olan 404.6 milyon somoniye (35.6 milyon dolar) ulaşmıştır (Khovar, 15.02.2022).
Kırgızistan, Rus petrol şirketinin yardımıyla ülkede küçük hidroelektrik santralleri inşa etmeyi planlamaktadır. Geçtiğimiz günlerde, Kırgızistan Yatırım Bakan Vekili Nuradil Bayasov, Kırgızistan’daki enerji sektöründeki yatırım projelerinin uygulanmasını görüşmek üzere Rusya’nın en büyük petrol şirketlerinden biri olan Tatneft temsilcileriyle bir toplantı yaptı. Tatneft temsilcileri, hidrolik türbin üretimi yapan yerli Kırgız Unaa Kuruluş ile de bir araya gelerek iş birliğini güçlendirmek için üretim tesislerini denetlediler (Kabar, 15.02.2022).
Hindistan’ın Azerbaycan Büyükelçisi Bavitlung Vanlalvawna, Hindistan’ın, Azerbaycan pazarındaki ürün yelpazesini genişletmeyi planladığını duyurdu. Bu, Azerbaycan-Hindistan iş birliği çerçevesinde düzenlenen bir iş toplantısında ifade edildi. Hindistan, Azerbaycan pazarına özellikle bilgi teknolojileri, elektronik eşyaları ve çay ürünleri tedarik edebilir. 2021’de Hindistan ile Azerbaycan arasındaki ticaret cirosu 2020 yılına göre %27 artarak 739.1 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bunun 594.4 milyon dolarını ihracat, 144.6 milyon dolarını ise ithalat oluşturdu (AzerNews, 18.02.2022).
Hazırlayanlar Zhengizkhan Zhanaltay, Kanat Makhanov. Ünlü Kazak şair ve filozof Abay’ın Türkiye’deki altıncı büstünün açılışı, Trabzon kentindeki Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde gerçekleşti. Ünlü şairin doğum gününün 175. yıldönümüne ithaf edilen anma yılı çerçevesinde düzenlenen törene Kazakistan diplomatları ve yerel yönetim temsilcileri katıldı. Açılış töreninde Akçabat Belediyesi Halk Dansları Topluluğu’nun Trabzon’a özgü danslardan oluşan renkli bir performansı da yer aldı (Turksoy.org, 17.02.2022).
Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Bağdat Amreyev, Türkmenistan Bakanlar Kurulu Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Raşid Meredov ile çevrimiçi bir görüşme gerçekleştirdi. Taraflar, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bünyesinde devam eden taahhütleri ele aldı. Taraflar, örgütün tüm üyelerine büyük fayda sağlayacağından Türkmenistan’ın TDT ve bağlı kuruluşlarının faaliyetlerine daha aktif katılımının gerekliliğini vurguladılar (Turkkon.org, 17.02.2022) 17 Şubat 2022’de Japonya Hükümeti ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Dairesi Orta Asya’da Sınır Ötesi İşbirliği Girişimi’nin uygulanması için 4.1 milyon dolar değerinde bir hibe anlaşması imzaladı. Proje, başta Afganistan sınırı boyunca konuşlandırılanlar olmak üzere Orta Asya’daki uluslararası sınır geçiş noktalarının kapasitelerini güçlendirmeyi hedeflemektedir. Projenin Orta Asya ülkelerinin sınır kolluk kuvvetlerinin uyuşturucu madde yasaklama kapasitelerini güçlendirmesi beklenmektedir. (ASIA-Plus, 18.02.2022)
Çağdaş Kazak dilbiliminin kurucusu ve Türk Dünyası aydını Ahmet Baytursınulı, doğumunun 150. yılı dolayısıyla İstanbul’da düzenlenen uluslararası bir konferansta anıldı. Etkinlik, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ve Kazakistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu iş birliği ile düzenlendi. Konferans, Kazak solist Asem Erejekızı’nın Kazak milli çalgısı dombra performansıyla sona erdi (Turksoy.org, 17.02.2022). Özbekistan Ekonomik Kalkınma ve Yoksullukla Mücadele Bakanlığı, Dünya Bankası ve Orta Asya Bölgesel Çevre Merkezi, Yeşil Büyüme ve İklim Değişikliği konulu kapanış toplantısını gerçekleştirdi. Etkinlikte Özbekistan’ı yeşile geçiş yolunda hızlandıracak stratejik bir çerçevenin geliştirilmesi üzerinde duruldu. Taraflar, yeşil ekonomi ve iklim değişikliği ile mücadele ve uyum yolunda sonraki adımları mümkün kılan bir yol haritası ve kurumsal koşullar geliştirdi (Carecec, 17.02.2022).
BDT ülkeleri ortak komisyonunun 24.
çevrimiçi toplantısında yasadışı göçle mücadeleye yönelik güncel konular ele alındı. Taraflar, BDT bölgesindeki göç durumu ve yasadışı göçü önlemek ve bunlarla mücadele etmek için alınan önlemler hakkında bilgi alışverişinde bulundu. Aynı zamanda, vatansız kişilerin ve yabancı vatandaşların yasal çalışma faaliyetlerinin uygulanmasına yönelik yasal düzenleme de dahil olmak üzere pratik deneyim ve eylemler sunuldu (Centralasia.news, 19.01.2022).




