Türkiye’nin Balkanlar Politikasına Genel Bir Bakış

TÜRKİYE’NİN BALKANLAR POLİTİKASINA GENEL BİR BAKIŞ Coğrafi ve politik bir kavram olarak ilk defa Osmanlılar tarafından kullanılan Balkanlar, ormanlar ve dağlardan oluşan sarp arazi olarak tanımlanmaktadır. Balkanların sınırları üzerine farklı görüşler bulunsa da genel kabul gören yaklaşıma göre 1 milyon km2’lik bir alandan oluşan yarımada, Arnavutluk, Bosna Hersek, Kosova, Sırbistan, Karadağ, Makedonya, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Türkiye’nin Trakya bölgesini kapsamaktadır. Antik Yunan, Roma, Bizans ve Osmanlılar gibi dört büyük imparatorluk ve medeniyetin beşiği ve sınır bölgesi olan Balkanlar, bugün de bütün kıtalar için önemli bir kavşak noktasıdır. Bu tarihi geçmiş günümüzde, Balkanlarda sosyal, kültürel ve mimari olarak çok katmanlı ve bir yapının ortaya çıkmasını sağlamıştır 14. asrın ikinci yarısına denk gelen Osmanlıların Balkanlar’daki varlığı, 17. asrın sonlarına kadar genişleyerek devam etmiştir. 20. asrın başına kadar bölgenin hâkim gücü olan Osmanlı devleti, bölgede uygulamış olduğu iskân (settlement) ve istimalet (conciliatory) politikalarıyla bölgedeki barışın tesisi ve kalkınmasına özel önem vermiştir.
Siyasi ve coğrafi açılardan Türk dış politikasında öncelikli bir yeri olan Balkanlar, tarihi ve kültürel olarak da Türkiye için önemli bir bölgedir. Bu çalışmada her ne kadar Soğuk Savaş sonrası döneme odaklanılsa da, Osmanlı sonrası Türkiye’nin Balkanlar politikasının, esas itibariyle üç dönemde incelendiğini söyleyebiliriz. Bunlardan ilki, 1923-1947 dönemini kapsayan bazı yönleriyle proaktif tanımlanabilse de Lozan Antlaşması’ndan kalan meselelerin çözümü noktasında imkân ve kabiliyetlerin sınırlı olduğu iki savaş arası dönemdir. İkinci dönem, sadık bir NATO üyesi olarak Türkiye’nin Balkanlar ve bu bölgedeki Türk ve Müslüman azınlıklara karşı bağımsız bir politika sergileyemediği Soğuk Savaş dönemidir. Üçüncü dönem ise Soğuk Savaş sonrası dönem olarak tanımlanabilir. Siyasi ve ekonomik ortam, dönemsel zorunluluklar ve yeni enstrümanlarla birlikte dış politikada benimsenen yeni yaklaşımlar dikkate alındığında Soğuk Savaş sonrası dönem de kendi içinde 2000 öncesi ve 2000 sonrası olmak üzere iki ayrı dönemde ele alınabilir. 1990’ların başlarına rastlayan ilk dönem, bir asra yaklaşan uzun bir zaman sonra Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve stratejik olarak hazırlıksız bir şekilde Balkanlar’a tekrar “merhaba” dediği bir dönemdir. Bosna’da yaşanan iç savaşın zorladığı şartlarda 8. cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın öncüsü olduğu bu dönem, bütün çıkmazlarına rağmen Türkiye’nin siyasi, askeri ve ekonomik olarak Balkanlarda varlığını hissettirdiği bir dönemin başlangıcı olmuştur. Devam eden yıllarda, başta Bosna Hersek’te deki gelişmeler olmak üzere Türkiye’nin bölgeye yönelik insani ve kalkınma yardımlarında, üst düzey ziyaretlerde ve siyasi söylemlerinde hissedilir bir artış yaşanmıştır. Bunlara paralel olarak bölge ülkeleri ile olan ekonomik ve ticari ilişkilerde de artış gözlemlenmiştir. Ancak, Dayton Antlaşması (1995) ile Bosna Hersek’te bir uzlaşıya varılması ve NATO müdahalesiyle Kosova krizinin (1999) çözümü sonrasında Türkiye’nin Balkan politikasında bir ilgi kaybı yaşanmıştır.
İkinci dönem, 1990’lara damgasını vuran siyasi ve ekonomik krizler sonrasında bugünkü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında AK Parti’nin tek başına iktidar olduğu 2002 sonrası dönemdir. “Girişimci ve insani” dış politika yaklaşımının ön plana çıkarıldığı bu dönem, Balkanlarla ilişkilerde yeni bir dönüm noktası olarak ifade edilebilir. 2000 öncesi dönemle kıyaslandığında, bu dönemde bölge genelinde bütün aktör ve tarafları kapsayan Balkanlar politikasının, kesintisiz üst düzey siyasi diyalog, bölgesel barış ve istikrarın sağlanması, ekonomik entegrasyon ve bölgedeki çok etnili, çok dinli ve çok kültürlü yapının korunması gibi temel ilkeler şekillendiğini söyleyebiliriz.
Bu ilkelerin yanında Türkiye’nin, bölge politikalarında dikkate alması gereken bir kısım vazgeçilemez faktörlerin bulunduğunu da belirtmek gerekir. Bunlardan ilki, altı asrı bulan ortak tarihtir. İkincisi, birincisiyle ilişkili olarak insan faktörüdür. Bölgenin, uzunca bir dönem Osmanlı idaresinde kalmış olmasının sonucu olarak Balkan ülkelerinin tamamında soydaş ve akraba topluluklar bulunurken benzer şekilde, farklı tarihlerde bölgeden yaşanan göçler neticesinde Türkiye’de de çok sayıda Balkan kökenli Türk vatandaşı bulunmaktadır. Diğer bir faktör ise bölgenin coğrafi olarak Türkiye için arz ettiği önemdir. Bütün bu faktörler, Türkiye’nin Balkan ülkeleri ile ilişkilerini etkileme kapasitesine sahiptir. Bölgeyle uzun ve köklü tarihi ve kültürel bağları bulunan Türkiye, insan faktörü noktasında Bosna-Hersek iç savaşını ve Kosova krizini yakından hissetmiştir. Bu nedenle bölgesel barış ve istikrarın tesisi sürecinde Kosova Gücü (KFOR), Avrupa Birliği Gücü (EUFOR) ve Avrupa Birliği Hukukun Üstünlüğü Misyonu (EULEX) gibi uluslararası barış misyonlarında yerini almıştır. Türkiye bunlara ek olarak, bölgesel işbirliğinin geliştirilmesi için kurucu üye olduğu Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci’nde (GDAÜ) aktif olarak katkı sağlarken bir yandan da bölge ülkelerinin Avrupa-Atlantik yapılarına entegrasyon sürecini teşvik etmektedir. Diğer yandan, ikili ilişkilere ek olarak kalıcı barış ve istikrar için Türkiye’nin inisiyatifiyle 2009 yılında Türkiye-Bosna-Hersek-Sırbistan Üçlü Danışma Konseyi oluşturulmuştur.
Balkan ülkeleriyle olan ticari ve ekonomik tabloya bakılacak olursa, 2000’lerin ikinci yarısından itibaren bölge ülkeleri ile serbest ticaret anlaşmaları ve vize muafiyeti uygulamaları başta olmak üzere ticari ve ekonomik işbirliğinin zemininin güçlendirildiği söylenebilir. Bu düzenlemelere ek olarak 1990’larda Bulgaristan, Romanya, Kuzey Makedonya ile başlatılan ikili işbirliği konseyleri süreci diğer bölge ülkeleri ile de tamamlanmıştır. 2002 yılında 3.6 milyar dolar olan dış ticaret hacmi, 2019 yılında 19 milyar doları geçmiştir. Benzer şekilde, ulaştırma, enerji, telekomünikasyon ve altyapı gibi alanlarda Türkiye’nin bölgedeki doğrudan yatırımları da artmıştır. AB yatırımları dışında, Türkiye Arnavutluk ve Makedonya’da en fazla yatırım yapan ikinci ülke konumundadır. Türkiye’nin Balkanlar politikasında, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Yunus Emre Enstitüsü ve Maarif Vakfı gibi kurumların öne çıktığı kamu diplomasisi faaliyetlerinin de özel bir yeri bulunmaktadır. Bölgedeki ilk ofisini 1996 yılında Tiran’da açan TİKA, geçen zaman içerisinde Yunanistan ve Bulgaristan dışında bütün Balkan ülkelerinde koordinasyon ofislerini açmıştır.
Teknik altyapının geliştirilmesi, kurumsal kapasitenin artırılması ve insani yardımlar dâhil olmak üzere çok sayıda projeye destek sağlayan TİKA’nın 2019 yılında Balkan ülkelerine aktardığı fon 100 milyon lirayı bulmuştur (12.8 milyon dolar). 2010 yılında kurulan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı da, dost ve kardeş ülke ve toplulukların yaşadığı coğrafyalarda eğitim, kültür ve kamu diplomasisi gibi alanlarda faaliyet yürütmektedir. YTB, başta Türkiye Bursları programı olmak üzere akademik ve bilimsel araştırmalar, eğitim destekleri ve kültürel hareketlilik programları ile Türkiye’nin Balkan politikasında önemli bir misyonu ifa etmektedir.
Kültürel diplomasi kapsamında, Türkiye’nin Balkanlar politikasında önemli bir boşluğu dolduran kurumlardan biri de Yunus Emre Enstitüsü’dür. 2007 yılında kurulan ve kısa bir süre içerisinde Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Kosova, Makedonya, Sırbistan ve Romanya’da ofislerini açan Yunus Emre Enstitüsü, Türk Dili’nin yanı sıra kültür ve sanat alanlarında Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlamaktadır. 2016 yılında kurulan ve bugüne kadar 42 ülkede okul öncesinden-üniversiteye uzanan kurumlarıyla Türkiye Maarif Vakfı, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Kosova, Makedonya ve Romanya’da Türkiye’nin uluslararası eğitimde Balkanlara açılan kapısı olmuştur.
Sonuç olarak, uzun tarihi ve kültürel bağların olduğu Balkanlar, Türk dış politikası için coğrafi, siyasi, ekonomik ve insan unsuru bakımında her zaman öncelikli bir bölge olmuştur. Bölgesel karışıklıklar, iç savaş ve krizlerin zorlamış olduğu şartlarda, 1990’ların başında, hızlı bir şekilde bölge siyasetine dâhil olan Türkiye, bölgesel barış ve istikrarın sağlanması sürecinde aktif rol almıştır. İç siyasi ortam sebebiyle 1990’ların sonuna doğru bölge, Türk dış politikasında zemin kaybetmiş olsa da 2000 sonrası dönemde yeni kurum ve kuruluşların da eklemlenmesiyle Türkiye’nin Balkan ülkeleri ile ikili, çok taraflı ve bölgesel işbirliği süreci ivme kazanarak artmıştır. Yazar Suat Beylur, Avrasya Araştırma Enstitüsü, Kazakistan Politika, Dış İlişkiler ve Güvenlik Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif ile bir video konferans gerçekleştirdi. Taraflar ikili ekonomik işbirliği, Aras Nehri ve Kuzey-Güney Uluslararası Ulaşım Koridoru üzerindeki ortak projeleri görüştü. Bakan Bayramov, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü ve egemenliğine verdikleri destekten dolayı İran’a teşekkür ederken, Cevad Zarif, İran’ın çatışmanın çözümünde ilerleme sağlanmasına her zaman hazır olduklarını bildirdi (News.az, 25.11.2020).
Rusya ve Türkiye Cumhurbaşkanları Vladimir Putin ve Recep Tayyip Erdoğan telefon görüşmesi yaptı. Taraflar, Dağlık Karabağ’da bir ateşkes kontrol merkezinin kurulması ve Rusya ve Azerbaycan Cumhurbaşkanları ile Ermenistan Başbakanı’nın ortak bildirisinde varılan anlaşmaların uygulanmasına ilişkin konuları görüştüler. Türkiye, bölgede istikrarın kalıcı olarak sağlanması için ortak merkezin mümkün olan en kısa süre içinde faaliyete geçirilmesini beklemektedir (TASS, 25.11.2020).
Orta Asya ülkeleri ve Güney Kore Dışişleri Bakanları “Orta Asya - Kore Cumhuriyeti” İşbirliği Forumu’na katıldı. Forumda Dışişleri Bakanları sağlık hizmetleri, uzaktan eğitim, standardizasyon ve çevre alanlarında işbirliği konularını ele aldılar. Forumun oturum arasında Orta Asya Ticaret ve Sanayi Odaları ile Kore Uluslararası Ticaret Birliği’nin (KİTA) katılımıyla İş Konseyi’nin ilk toplantısı çevrimiçi olarak gerçekleştirildi (Kazinform, 25.11.2020). Türkmenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Vepa Haciyev, Rusya Federasyonu Cumhurbaşkanı’nın Afganistan özel temsilcisi Zamir Kabulov ile komşu Afganistan’da barış ve istikrarı tesis etmeye yönelik barış müzakereleri sürecini görüşmek üzere çevrimiçi bir toplantı yaptı. Görüşmede taraflar, Afganistan’a yardım sağlanması konusunda görüş alışverişinde bulunarak, hükümetlerinin ülkenin sosyo-ekonomik kalkınmasına yardımcı olma yönündeki taahhüdünü dile getirdiler. Taraflar ayrıca bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamaya yönelik işbirliğinin sürdürülmesinin önemli olduğunu ifade ettiler (Centralasia.news, 28.11.2020).
Türkiye, Gürcistan Savunma Kuvvetleri’nin askeri-mühendislik ve lojistik kapasitesinin geliştirilmesi için bu ülkeye 12 adet çok fonksiyonlu zırhlı ekskavatör yükleyici ve 35 BMC Neocity tipi otobüs hibe etti. Malzeme ve teknik araçların devri için resmi törene Gürcistan Savunma Bakanı Irakli Garibaşvili ve Türkiye’nin Gürcistan Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan katıldı. Zırhlı ekskavatör ve araçların temini Gürcistan ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ikili işbirliği gerçekleştirildi (27.11.2020).
Kazakistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Yerzhan Aşıkbayev, Birleşmiş Milletler (BM) Kalkınma Programı’nın (UNDP)
Orta Asya’da şiddet içeren aşırıcılığı önleme projesinin sonuçlarıyla ilgili üst düzey çevrimiçi toplantıya katıldı.
Dışişleri Bakan Yardımcısı, Kazakistan’ın Orta Asya’daki BM Küresel Terörle Mücadele Stratejisini destekleme taahhüdünü yineleyerek, terörizmden arınmış bir dünya amacıyla Davranış Kuralları’nın desteklenmesinin önemini vurguladı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Aşıkbayev, bu alanda BM kuruluşları ve diğer uluslararası ortaklarla işbirliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu (Astanatimes.com, 27.11.2020).
Toplum ve Kültür Ekonomi, Finans ve Enerji Kazakistan hükümeti, salgının ekonomideki olumsuz etkilerini azaltmak ve sürdürülebilir bir ekonomik ortam tesis etmek için 1,5 milyar avro (1,78 milyar dolar) borç alacak. Maliye Bakanı Erulan Jumabayev, uluslararası finans kurumlarından iki kredi alınacağını bildirdi. Bu kredilerden 908 milyon avroluk (1,07 milyar dolar) kısmı Asya Kalkınma Bankası tarafından, 660 milyon avrodan (784 milyon dolar) fazla olması beklenen kısmı ise Asya Altyapı Yatırım Bankası tarafından tahsis edilecektir (Kazak TV, 24.11.2020).
Rusya Sayıştay Başkanı Aleksey Kudrin yaptığı açıklamada, “2020’de Rusya ekonomisinin %4,5 oranında daralacağını” ifade etti. Bu oran daha önce resmi kaynaklarda %3,9 açıklanmıştı. Kudrin, buna karşılık Avrupa ekonomilerinin %8-9, İngiltere ekonomisinin ise %11 oranında daralacağını belirtti. Kudrin, son beş yılda %10 oranında düşen yaşam standartlarının ikinci ve üçüncü çeyreklerde de sırasıyla %8 ve %4,5 oranında gerilemeye devam ettiğini hususunu da sözlerine ekledi (TASS, 28.11.2020).
Beyaz Rusya ve Kazakistan İş Konseyleri, ülkelerin Olağanüstü ve Tam Yetkili Büyükelçileri Pavel Utyupin ve Askar Beysenbayev’in katılımıyla çevrimiçi bir oturum gerçekleştirdi. Utyupin, 2020’nin ilk dokuz ayında, ülkeler arasındaki toplam ticaretin geçen yılın aynı dönemindeki ticaretin %98’ini yakalayarak 666 milyon dolara ulaştığını bildirdi. Beysenbayev ise, salgının ticareti etkilediğini ve bu nedenle söz konusu miktarın 2019’da 1 milyar dolara eşit olduğunu ifade etti (BelTA, 24.11.2020). Kırgızistan Başbakan Vekili Artem Novikov, parlamento toplantısı esnasında hükümetin, fiyatlardaki artışları kısıtlamak amacıyla bakanlık ve diğer devlet kurumlarındaki mal fiyatlarına ilişkin yasal düzenlemelerin getirilmesi hususunu görüştüğünü bildirdi. Başbakan ayrıca hükümetin hâlihazırda 14 çeşit mala ihracat yasağı koyduğunu da ifade etti. Novikov, “işletmeler ve büyük ithalatçılar fiyatları kendi başlarına tutabilirlerse hükümetin düzenlemeyi uygulamayacağını”
açıkladı (24.kg, 25.11.2020).
Özbekistan, 2020-2024 için farklı bölgelerde 300’den fazla köyün temel sosyal altyapı kalitesini artırmak için finansman alacağı “Kırsal Altyapının Geliştirilmesi” projesinin uygulamasına başladı. Projenin gerçekleştirilmesine uluslararası kalkınma ve finans kurumları destek sağlamaktadır. Özellikle Dünya Bankası 100 milyon dolar yardım sağlarken, Asya Altyapı Yatırım Bankası da 82 milyon dolara fon tahsis etmiştir. Söz konusu proje için Özbek Hükümeti de 1,6 milyon dolar tutarında bütçe katkısı sağladı (UzDaily, 25.11.2020).
2020 yılının ilk dokuz ayında Ukrayna, Güney Kore’ye 327 milyon dolar değerinde ürün ihraç ederken, ithalatı 342 milyon doları buldu. Ne var ki, Güney Kore Cumhuriyeti’ndeki Ukrayna Büyükelçiliği, Ukrayna ihracatında olumsuz ticaret dengesini eşitleyecek olan %20’lik bir artış öngörmektedir. Güney Kore pazarının ana tahıl tedarikçilerinden biri olarak Ukrayna’nın, son üç yılda bu ülkedeki toplam ihracattaki payı %53,6’dan %85,9’a yükselmiştir (Ukrinform, 25.11.2020).
Hazırlayanlar Saule Akhmetkaliyeva, Kanat Makhanov. TRT Avaz, günümüz Moğolistan’ındaki 1.300 yıllık Bilge Tonyukuk yazıtları üzerine bir belgesel hazırladı. Yazıtlar, Orta Asya’da Göktürk döneminde oluşan Türkler’in savaş stratejileri ve Tonyukuk’un Türk devleti için verdiği mücadeleler gibi tarihi olaylar hakkında değerli bilgiler vermekte. Tonyukuk Anıtı yapımının 1.300. yıl dönümü, Türkiye’nin önerisi üzerine UNESCO’nun 2020-2021 öneriler listesine alındı (Aa.com.tr, 25.11.2020).
COVID-19 salgınıyla mücadelede ortak bir eylemin parçası olarak Kazakistan, Kırgızistan’a 16 ton insani yardım içeren bir kargo gönderdi. Yardım, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Comart Tokayev inisiyatifiyle başlatıldı. Kardeş Kırgız halkına yapılan insani yardım Kazakistan’da üretilen 400 tıbbi vantilatör ve 2 milyon tıbbi maskeden oluşmaktadır. Salgının başlangıcından bu yana, Kazakistan, Tacikistan, Afganistan ve Özbekistan’a da insani yardımda bulundu (Astanatimes.com, 27.11.2020).
Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı’nın (TÜRKSOY) “Türk Dünyası Kültür Başkentlerini” içeren fotoğraf sergisinin açılışı Trabzon’da gerçekleşti. Serginin açılışına TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsen Kaseinov, Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu ve Trabzon Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu katıldı. Türk Dünyası Kültür Başkentleri fotoğraflarının yer aldığı sergi ilk olarak 2012 yılında açılmıştır (Turksoy.org, 24.11.2020). Azerbaycan’ın Gürcistan Büyükelçisi Faik Guliyev, Gürcistan Eğitim, Bilim, Kültür ve Spor Bakanı Mihail Çenkeli ile bir araya geldi. Taraflar, kültür ve spor alanlarında işbirliğinin güçlendirilmesinin önemini vurgulayarak, iki Kafkas devleti arasındaki insani yardım işbirliğinin genişletilmesini görüştüler.
Bakan Çenkeli, Gürcistan ve Azerbaycan’ın ortak yürüttüğü projeler için memnuniyetini bildirdi (Azerbaycan24.com, 27.11.2020).
BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)
raporuna göre Orta Asya, dünyada su kıtlığının çok yüksek olduğu bölgeler arasında yer almaktadır. Orta Asya'da neredeyse her beş kişiden biri su kıtlığının çok yüksek olduğu tarım alanlarında yaşamaktadır. Türkmenistan, yıllık su çekiminde kişi başına 5.333 m3 ile Orta Asya'da ilk sırada yer alırken, onu 2.345 m3’le Kazakistan, 2.295 m3’le Özbekistan, 1.989 m3’le Kırgızistan ve 1.895 m3’le Tacikistan takip etmektedir (Asiaplustj.info, 27.04.2020).
Bağımsız Devletler Topluluğu’nun kültür başkentinin Çimkent’ten Duşanbe şehrine devredilmesi için çevrimiçi resmi bir tören düzenlendi. Etkinliğe, Çimkent Belediye Başkanı Murat Aytenov ve Tacikistan Başkonsolosu Bahodur Nazir katıldı.
Şehrin yeni statüsü, 2021 yılında “Bağımsız Devletler Topluluğu’nun kültür başkenti Duşanbe” programı çerçevesinde düzenlenecek bir dizi etkinliği beraberinde getirmektedir (Centralasia.news, 25.11.2020).




