Asya-Pasifik’ten Hint-Pasifik’e: Ana Eğilimler ve Sonuçlar

ASYA-PASİFİK’TEN HİNT-PASİFİK’E: ANA EĞİLİMLER VE SONUÇLAR Son zamanlarda, küresel ilişkiler bağlamında “Asya-Pasifik” yerine “HintPasifik” teriminin daha sık kullanıldığına tanık olmaktayız. Çoğu zaman bu yeni eğilim, Batı’nın Pasifik bölgesi ve Asya ülkeleriyle olan ilişkilerinde odak noktasındaki son kaymaların bir sonucu olarak görülmektedir. Genel olarak bakıldığında, yeni terimin kullanımı, Batı’nın bölgeyle ilgili politikasında yeni bir ortak ilke ve öncelikler dizisinin onaylandığını yansıtmaktadır. Bununla birlikte, bu kavramsal değişiklik daha geniş bir içeriği ve olası sonuçlarını anlayabilmemiz için biraz açıklığa kavuşturulmalıdır.
Asya-Pasifik ve Hint-Pasifik iki zıt kavram olarak anlaşılmamalıdır. İki terim oldukça uzun zamandır bir arada, hatta birçok bağlamda birbirinin yerine kullanılmaktadır. Ancak, mevcut Doğu-Batı ilişkileri paradigmasının küresel bağlamında, AsyaPasifik’ten Hint-Pasifik’e terminolojik geçiş açık bir jeopolitik anlam kazanmıştır. Batı’nın odağını Asya-Pasifik’ten Hindistan-Pasifik’e kaydırma süreci, büyük ölçüde ABD-Çin ilişkilerinin gerilemesi ve ABD’nin Hindistan’ın bölgesel meselelere daha aktif katılımını destekleyerek, Çin’in bölgedeki etkisini dengeleme girişimleri olarak kabul edilebilir.
16 Eylül 2021’de Avrupa Parlamentosu, Çin ile ilgili yeni bir Avrupa Birliği (AB) stratejisi vizyonunu açıklamıştır. Belge, diğer konuların yanı sıra, ABD, İngiltere ve Avustralya tarafından oluşturulan AUKUS güvenlik ittifakının kapsamıyla büyük ölçüde uyumlu olan Hint-Pasifik’te iş birliği için yeni bir AB stratejisinin başlatılmasından bahsetmektedir. AB’nin Çin’e yönelik yeni stratejisi, ekonomik bağları güçlendirmeyi ve iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve koronavirüs salgınının sonuçlarıyla başa çıkma gibi ortak sorunları ele almayı amaçlamaktadır. Ancak, bu bölgede iş birliği için gündemin içerisinde açıkça yeni bir AB stratejisi olarak Hint-Pasifik kavramı yer almaktadır. Belgenin bazı noktalarda, örneğin insan hakları, Tayvan sorunu ve deniz sınırı anlaşmazlıkları gibi Çin için son derece hassas olan bazı konulara ilişkin söylemler içerdiğini de ifade etmek mümkündür. Aynı zamanda, yeni strateji, Çin’in uluslararası ticaret kurallarına saygıyı güçlendirme, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybıyla mücadele ile bunlara uyum sağlama ve en az gelişmiş ülkelerle sağlık hizmetleri alanında iş birliğini artırma konusunda yardımı gerektirmektedir.
Batı ile Çin arasında biriken tartışmalar, mevcut uluslararası etkileşim sistemini önemli ölçüde değiştirmeden Çin’in olağan kalkınma paradigması içinde faaliyet gösteremeyeceği bir noktaya ulaştığında, şu anda Çin’in ekonomik gerilemesine tanık olmamız oldukça semboliktir. Çin’in son birkaç on yılda ekonomik yükselişini açıklayan önemli sebeplerden biri, 1960’larda Sovyetler Birliği ile Çin arasındaki rekabeti yoğunlaştıracağı ve Batı’nın konumunu güçlendireceği umuduyla Batı tarafından kendisine verilen ayrıcalıklı yetkidir.
Çin Halk Cumhuriyeti’ni (ÇHC) Çin’in Birleşmiş Milletler’deki (BM) tek meşru temsilcisi olarak tanıyan 25 Ekim 1971 tarihli BM kararı, ve Tayvan’ın örgütten çıkarılması, Batı’nın Çin’e karşı konumunu belirleyen sembolik bir jest olarak görülebilir. Çin, dünya pazarına entegrasyon ile ekonomik büyümeyi mutlak bir öncelik olarak görmesi, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra da neredeyse hiç değişmemiştir. Fikri mülkiyet haklarının ihlali, gizli döviz müdahaleleri yoluyla haksız ticaret uygulamaları gibi uluslararası ekonominin genel olarak kabul edilen kurallarının ihlallerinin “kabul edilebilir marjları” içinde kalmıştır. Çin’in 1998’deki Asya kriziyle başa çıkmadaki göreceli başarısı, Batı ülkelerindeki olumlu imajını pekiştirmiştir. Gerçekten de, Çin’in ekonomik büyümedeki şaşırtıcı başarısı yaptığı uluslararası ekonomik yanlış uygulamalarına göre daha ağır basmıştır. Son kırk yılda, Çin’de kişi başına düşen Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla, dünya ortalamasından yaklaşık 2,7 kat daha hızlı büyümüştür. Büyük ölçüde doğrudan yabancı yatırımlar sayesinde biriktirdiği muazzam üretim kapasitesi nedeniyle “Dünya’nın Fabrikası”
olarak tanımlanmaya başlamıştır. Ucuz işgücü maliyetleri ve dünya pazarlarıyla entegrasyon, Çin’in ekonomik büyümesinin ana itici güçleri olmuştur.
Ancak Çin, ekonomik büyümenin geleneksel itici güçlerinin sınırlarına yaklaşmaktadır. Çin üst orta gelirli bir ülkedir ve bu nedenle en ucuz üretime sahip ülkeler arasında yer almamaktadır. ABD ile ticaret savaşları, Hong Kong’un egemenliğinin kısıtlanması, insan hakları sorunları ve Batı ile ilişkilerin bozulması, bazı yatırımcıların almakta isteksiz olabileceği yatırım riskleri yaratarak, Çin’den sermaye çıkışına neden olmaktadır. Ekonomideki derin yapısal reformlar ve ekonomi üzerindeki devlet kontrolünün azaltılması ile oluşan yönetişim, potansiyel olarak daha fazla ekonomik büyüme için umutlar açabilmektedir. Bununla birlikte, Çin Komünist Partisi’nin Batı ile ilişkilerde artan sertliği, yakın gelecekte Çin için herhangi bir büyük atılım beklemek için hiçbir sebep vermemektedir.
Asya-Pasifik’ten Hint-Pasifik planına kademeli geçiş, Batı’nın odak noktasının yalnızca coğrafi bir kayması olarak anlaşılmamalıdır. Bunu yaparak Batı, bölgesel ve uluslararası iş birliği çerçevelerini belirlemede temel bir değerler dizisine bağlılığını yeniden canlandırmaktadır.
Aynı zamanda uluslararası hukuk normlarına ve genel etik hususlara uygunluğun önceliğini yineleme girişimidir. İrtibat, Çin ile batı dünyası arasındaki bağlarla sınırlı değil, aynı zamanda Batı’nın diğer ülkelerle olan tüm ilişkilerine de yansıtılabilir. Çin’den farklı olarak Hindistan, dünyanın en kalabalık demokrasisidir. Bu nedenle, bir soyutlama düzeyinde, Batı’nın Asya-Pasifik bölgesindeki iş birliğinde Çin’in aksine Hindistan’ı desteklemeye yönelik aktif girişimleri, demokrasiyi vurgulayan ve öven mecazi bir eylem olarak da görülebilir. Başka bir deyişle, Hint-Pasifik bölgesinin daha aktif bir şekilde gelişmesi, Batılı ülkelerin, dünya ülkelerinin büyük çoğunluğu tarafından tanınan ve kabul edilen uluslararası hukuk normlarına ve temel değerlere bağlı kalacağının bir işareti olarak anlaşılmalıdır.
Batı tarafından Asya-Pasifik’ten HintPasifik vizyonuna geçiş, ortaya çıkan küresel trendlerin daha geniş bir bağlamında değerlendirilmelidir.
Batı’nın, Çin’in uluslararası hukuk normlarına ve kurallarına uymasına yönelik daha katı tutumu, yalnızca Çin için değil, Batı dünyası ile yakın iş birliği planlarına katılma niyeti olan tüm ülkeler için geçerli olacaktır. Bu nedenle, yasal ve etik hususlar artık uluslararası etkileşimin önemli unsurları haline gelmektedir. Odak, nicelik ve büyüklükten ekonomik büyümenin kalitesine doğru kaymaktadır.
Ortaya çıkan bir diğer eğilim de “Batı” kavramının genişletilmesidir. Geleneksel jeopolitik algıda bu terim, esas olarak ABD ve AB’den oluşan az ya da çok sağlam bir yapı için geçerlidir. Ancak Batı’nın Pasifik bölgesine artan ilgisi ve ABD, İngiltere ve Avustralya arasındaki stratejik ittifak, bölgenin batılılaşmasını beklemek için nedenler sunmaktadır. Büyük olasılıkla ABD ve AB, Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi önde gelen demokrasilerin başrol oynayacağı Pasifik bölgesi ile yeni iş birliği planları oluşturmaya yöneleceklerdir.
Yazar Kanat Makhanov, Avrasya Araştırma Enstitüsü, Kazakistan Politika, Dış İlişkiler ve Güvenlik Kazakistan Kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Türkiye Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Slovenya Eski Cumhurbaşkanı ve Club de Madrid Başkanı Danilo Turk, Demokratik HareketBirleşik Gürcistan lideri Nino Burjanadze ve İngiliz-Kazak Cemiyeti Başkanı Rupert Goodman’ın da aralarında bulunduğu 2021 Astana Kulübü katılımcıları ile görüşmelerde bulundu. Nursultan Nazarbayev, katılımcılara Astana Kulübü’nün çalışmalarına katılımlarından dolayı teşekkürlerini iletti. Taraflar, Avrasya kıtasındaki entegrasyon süreçleri hakkında görüş alışverişinde bulundular (Kazinfrom, 17.11.2021).
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Özbek mevkidaşı Şavkat Mirziyoyev ile bir görüşme gerçekleştirdi. Toplantının ardından liderler, uluslararası platformlarda koordinasyon ve internet yönetişimi konusunda ortak bir açıklama yaptı. Vladimir Putin ve Şavkat Mirziyoyev, Birleşmiş Milletler himayesinde siber alanda ülkelerin sorumlu davranış ilkelerini, evrensel normlarını, kurallarını ve ilkelerini geliştirmeyi uluslararası iş birliğinin bir önceliği olarak gördüklerini açıkladılar. Görüşmede Başkanlar, uluslararası bilgi güvenliği alanında ikili anlaşmayı imzaladılar (TASS, 19.11.2021).
Moldova Cumhurbaşkanı Maya Sandu, çalışma ziyareti için Kişinev’de bulunan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüştü. Taraflar, özellikle ticari, ekonomik ve yatırım boyutlarında olmak üzere ikili iş birliğini güçlendirme konularını ele aldılar. Görüşmede Bakan Çavuşoğlu, Türkiye’nin, Moldova’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tam olarak desteklediğini de vurguladı. Bakan, Moldova’nın ayrılmaz bir parçası olan Gagavuz Özerk Bölgesi’nin Türkiye ile Moldova arasındaki ilişkileri güçlendiren bir dostluk köprüsü olduğunu da ifade etti (Yenisafak.com, 18.11.2021).
Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ankara’da Moğol mevkidaşı Gürsedin Saikhanbayar ile bir araya geldi. Görüşmede taraflar askeri eğitim ve savunma sanayi alanlarında daha yoğun iş birliğine ihtiyaç olduğunu ve Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadelede iş birliğinin önemini vurguladılar. Bakanlar, Türkiye ile Moğolistan arasında güçlü tarihi ve kültürel bağlar olduğunu da kaydetti (News.mn, 18.11.2021).
Moskova, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinin güvenlik konseylerinin sekreterlerinin toplantısına ev sahipliği yaptı. Toplantıya katılanlar, Afganistan topraklarından kaynaklanan BDT devletlerinin güvenliğine yönelik tehditler, göç alanındaki iş birliği konuları, biyoteknolojinin gelişimi ile ilgili sorunlar üzerinde durdular. Görüşmeler sonunda katılımcılar, BDT üye devletlerinin topraklarına vatandaşların girişi, çıkışı, yerleşimi ve istihdamı için gerekli şeffaf idari prosedürlerin oluşturulması için kalkınma iş birliğine ilişkin bir bildiri kabul etti (Avesta.tj, 18.11.2021).
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve İranlı mevkidaşı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın Tahran’daki ortak basın toplantısında İran ile Türkiye arasında güvenlik, terör ve insan kaçakçılığı ile diğer küresel meselelerde köklü ilişkilere dayalı iş birliği konuları ele alındı. Taraflar, Türkiye ile İran arasında uzun vadeli iş birliği için bir yol haritası hazırlama konusunda anlaştılar. Bakanlar ayrıca Afganistan’da kalıcı barış ve istikrara ulaşma niyetlerini de dile getirdiler (Dailysabah.com, 15.11.2021).
Toplum ve Kültür Ekonomi, Finans ve Enerji 31 Ekim-12 Kasım 2021 tarihleri arasında Glasgow’da düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı Konferansı (COP26) sırasında, Asya Kalkınma Bankası (AKB) temsilcileri Orta Asya ülkelerinin ortak iklim eyleminin önemini vurgulayarak, 2019-2030 yıllarında bölgedeki yeşil projelerin geliştirilmesine 100 milyar dolar yatırım yapma niyetlerini açıkladılar. Bu, yıllık yatırımın 8,8 milyar dolar olacağı anlamına gelmektedir. AKB, 100 milyar doların 66 milyar dolarını iklim sorunlarını azaltma, 34 milyar dolarını ise uyum sağlama stratejilerine harcayacaktır (Qazaq TV, 17.11.2021). Kazakistan Tarım Bakanlığı verilerine göre çiftçiler olumsuz hava koşullarına rağmen 16,4 milyon ton tahıl hasadı yapmıştır. Ortalama verim, hektar başına 10,3 cent olarak gerçekleşmiştir. Hasat edilen hacim hem ülkenin iç talebini hem de ihracatı karşılayabilmektedir. Buğdayın %90,5’inden fazlası 1-3 çeşitte sınıflandırıldığından, tahıl kalitesi yüksek düzeydedir. 2021’de hasat edilen çavdar, mısır, baklagiller ve karabuğday hacimleri önemli ölçüde artmıştır (Qazaq TV, 19.11.2021).
Özbekistan Merkez Bankası, ülkenin döviz rezervlerine ilişkin güncel istatistikleri paylaştı. Verilere göre döviz rezervleri, aylık 797,1 milyon dolar artışla 1 Kasım 2021 itibariyle 35,21 milyar dolara ulaşmıştır. Ekim 2021’de altın ihracatındaki canlanma nedeniyle rezervlerdeki fiziki altın hacmi 5,7 ton azalarak 376,3 tona gerilemiştir. Ancak rezervlerdeki altının değeri, altın fiyatlarındaki artış nedeniyle 325,2 milyon dolar artarak 21,67 milyar dolara yükselmiştir (UzReport, 18.11.2021).
Asya Kalkınma Bankası, Kırgızistan’a mali yardım sağlamaya devam etmektedir. Geçtiğimiz günlerde kurum, Kırgızistan’ın gelişmiş bilgi ve iletişim teknolojisini kullanarak ulusal elektronik tedarik platformunu tamamen dijitalleştirmesine yardımcı olacak 1 milyon dolarlık teknik yardım tahsis etme kararını duyurdu. Yardım, tüm devlet kurumları ve devlete ait işletmeler tarafından kullanılan e-ihale sisteminin güncellenmesine, kâğıt tabanlı işlemlerin yerini almasına ve daha fazla hizmetin çevrimiçi olarak sunulmasına yardımcı olacaktır (Kabar, 16.11.2021). Tacikistan Sanayi ve Yeni Teknolojiler Bakan Yardımcısı Umed Solehzoda ve Türkiye Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez, TacikistanTürkiye ticari ve ekonomik iş birliği ile ilgili Ortak Komisyonu’nun 11. toplantısında varılan anlaşmaların uygulanmasına ilişkin konuları görüşmek üzere bir çalışma toplantısına katıldı. Taraflar, kapsamlı iş birliği konularını geniş bir yelpazede ele alarak, ortak projelerle ikili ticaretin 1 milyar dolara çıkarılmasının önemine dikkat çekti (Asia-Plus, 18.11.2021). Türkiye ve Moğolistan, Hükümetlerarası Ticaret ve Ekonomi Komisyonu’nun Dokuzuncu Toplantısı’nı Ankara’da gerçekleştirdi. İki ülke temsilcileri, tarım, turizm, serbest bölge işletmeciliği sektörlerinde ticareti ve yatırımları artırma ve iş birliğini genişletme önerilerini ayrıntılı olarak ele aldılar. Komisyonun Eş Başkanları Moğolistan Savunma Bakanı Saikhanbayar Gürsed ve Türkiye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu toplantı sonunda bir protokol imzaladı (Montsame, 19.11.2021).
Hazırlayanlar Zhengizkhan Zhanaltay, Kanat Makhanov. Bursa, 2022 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edildi. Karar, Özbekistan’ın Hiva kentinde düzenlenen Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Daimi Konseyi 38. Dönem Toplantısı’nda alındı. Ocak 2022’de Bursa, TÜRKSOY Daimi Konseyi olağanüstü toplantısına katılmak üzere gelecek TÜRKSOY üyesi ülkelerin kültür bakanlarını kabul edecektir (Turksoy.org, 18.11.2021).
Brüksel, TÜRKSOY tarafından düzenlenen “Brüksel’de Hiva Kültür Günleri”ne ev sahipliği yaptı. Bu çerçevede, 12 Kasım 2022 tarihinde İstanbul’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nin hemen ardından gerçekleştirilen etkinlik, Özbekistan’ın İncisi Hiva’yı Avrupa vatandaşlarına tanıtmak amacıyla düzenlendi. TÜRKSOY heyeti, Brüksel’de düzenlenen etkinlik öncesinde TÜRKSOY üyesi ülkelerin büyükelçileri ve çeşitli Sivil Toplum Kuruluşları (STK) temsilcileriyle bir araya geldi (Turksoy.org, 18.11.2021).
Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi, Yunus Emre’nin 700. ve Nizami Gencevi’nin doğumunun 880. yıldönümüne ithafen ilk konsere ev sahipliği yaptı. Etkinlik, TÜRKSOY ve Trakya Üniversitesi iş birliğiyle düzenlendi. Konser öncesinde Azerbaycanlı ressam Mikayil Abdullayev’in Nizami Gencevi ve Yunus Emre’nin şiirlerinden esinlenen eserlerinin yer aldığı serginin açılışı yapıldı (Turksoy.org, 15.11.2021).
Özbekistan, interneti daha erişilebilir hale getirme ve dijitalleşmeyi geliştirme konusunda ilerleme kaydetmektedir. Son birkaç yılda, ülke genelindeki fiber optik hatların uzunluğu 4,5 kat, geniş bant bağlantı noktalarının sayısı ise 3,5 kat artmıştır. Bölgeler arası düzeyde omurga ağ hızı 400 Gbit/s’e ve beldeler arası düzeyde 40 Gbit/s’e yükseltilmiştir. Bu karar, Özbekistan Oliy Meclisi Senato Komitesi’nin Bilgi Politikası ve Devlet Organlarında Açıklığın Sağlanması konulu toplantısında görüşüldü (Centralasia.news, 18.11.2021).
Güney Kore’li insani kalkınma alanında faaliyet yürüten Good Neighbors International adlı sivil toplum kuruluşu, Kore Uluslararası İşbirliği Ajansı (KOICA) ile birlikte Kırgızistan’ın Bişkek, Çui, Issık Kul, Batken ve Talas bölgelerindeki sosyal kurumlara insani yardım ulaştırdı. Gıda ürünlerinden oluşan insani yardım toplamda 1000 aileye ulaştırıldı. 21 sosyal kuruma da (yetimhaneler, rehabilitasyon merkezleri ve sığınaklar) koronavirüs salgını nedeniyle gıda paketleri verildi (Kaber, 15.11.2021). Kazakistan, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri, Baykonur kozmodromunda Gagarin fırlatma aracını modernize etmek için ortak bir niyet beyanı üzerine üçlü bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, üç ülke arasındaki güçlü ilişkilere dayanarak, uzayla ilgili alanlarda daha yakın iş birliği kurmak için bir çerçeve oluşturmaktadır. Uzmanlık, deneyim ve paylaşılan kaynakların birleşiminin daha rekabetçi bir küresel uzay ekonomisine doğru ilerlemeyi hızlandırması beklenmektedir (Kazinform, 17.11.2021).




