f𝕏▶in◎
ERI Logo
Ana Sayfa›Yayınlar›Küreselleşmenin Geleceği
ebulletin

Küreselleşmenin Geleceği

Yazarlar: Azimjan Hitahunov
25 Mayıs 2020
Küreselleşmenin Geleceği

KÜRESELLEŞMENİN GELECEĞİ Küreselleşme, iktisatçılar arasında sıkça tartışılan konulardan biri olmaya devam etmektedir. Bu sürecin destekçileri, Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası kurumların daha güçlü bir role sahip olduğu serbest ticaret ile sermayenin, insanların, teknolojilerin ve fikirlerin hareketliliğini savunmaktadır.

Sürecin muhalifleri ise temel olarak küreselleşme ile ilgili risklere, yani daha yüksek iç rekabete, yerel endüstrilerin bozulmasına ve devletlerin azalan rolüne işaret etmektedir. Genel olarak, bu süreç neden olduğu risk ve fırsatlara rağmen ülkelerin başarısı söz konusu sorunların nasıl ele alabileceği ile yakından ilişkilidir. Bu nedenle, tarihsel bakış açılarının analizi temelinde mevcut riskleri göz önünde bulundurarak, bu analiz küreselleşmenin gelecekteki perspektiflerini belirlemektedir.

Küreselleşme, ticaret ve yatırım gibi temel araçlar üzerinden dünyayı etkilemektedir. Önemli ölçüde artan küresel ticaret, birçok ülkenin ekonomisinin gelişmesine yardımcı olmuştur. Dünya Bankası verilerine göre, küresel ticaretin gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) içindeki payı 1970 yılında %27.3 iken önemli bir artışla 2018 itibariyle %59.5’e yükselmiştir. Küresel yatırım da hem akış (‘‘flow’’ olarak ifade edilen), hem de hisse senedi açısından oldukça artmıştır. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı verileri, iç yönlü yatırımlar stokunun 1980’de 701 milyar dolardan 2018’de (mevcut fiyatlarla) 32 trilyon dolara yükseldiğini göstermektedir.

Küreselleşmenin baskın güçlerinin bugüne dek Çin ve Hindistan olduğunu, günümüzde ise Asya ve Afrika’dan bazı ülkelerin bu süreci taşıdığını göstermektedir. Aynı zamanda, küreselleşme sürecinde birçok ülke dışlanmış ve birçok yüksek gelirli ülke de kişi başına düşen GSYİH, ticaret ve sermaye akımları açısından geride kalmıştır. Stiglitz, küreselleşmenin ve özellikle uluslararası ticaretin Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD)

ve Avrupa’da hoşnutsuzluklara neden olduğunu açıklamaktadır. Buna ek olarak, Stiglitz, ABD şirketlerinin ve bankalarının küreselleşmenin başlıca faydalanıcıları olduğunu iddia etmektedir. Sonuç olarak, ABD, Çin’den ithalat rekabeti, işçilerin zayıf pazarlık gücü ile durağanlaşan gelirler ve hane halkı kazançları nedeniyle daha çok eşitsizliğe, vasıfsız işçiler için daha yüksek işsizliğe sahiptir. ABD güdümlü bölgeselciliği eleştirerek, asıl meselenin küreselleşme değil, bu sürecin nasıl yönetildiği ile ilgili olduğunu savunmaktadır. Ticari şoklar konusunda, 1999-2011 yıllarında Çin ithalat rekabeti nedeniyle ABD’deki imalat sektöründe iş kayıplarının 2.0-2.4 milyon aralığında olduğunu tahmin etmektedir. Ayrıca, ithalat rekabeti nedeniyle ABD’nin iş büyümesi zayıflamıştır.

Finansal küreselleşmenin çok uluslu şirketler için faydalı hale geldiğini savunmaktadır. Bununla birlikte, tersine küreselleşme (‘‘deglobalization’’), küresel ekonomik büyümenin yavaşlamasına ve tüm ülkelerde ulusal gelirlerin önemli ölçüde azalmasına yol açacaktır. Rogoff, küreselleşmenin dünya çapında yoksulluğun önemli ölçüde azaltılmasına katkıda bulunduğunu ve bu sürecin yavaşlamasının ve tersine çevrilmesinin daha fazla insana zarar verebileceğini belirtmektedir.

Tersine yaşanabilecek bu süreçte ABD ekonomisi de olumsuz etkilenebilir. Zira ABD borcuna olan talebin azalması, yüksek faiz oranlarına ve enflasyona neden olabilir. Aynı zamanda Rogoff, küreselleşmenin ayarlanması gerektiğini kabul etmektedir.

Dünya ekonomisinin şu anda “küresel yavaşlama”

(“slowbalization”)

olarak adlandırdığı beşinci tarihsel dönemde olduğunu savunmaktadır. Bu dönemde birçok ülke, küreselleşme konusundaki tutumlarını tersine çevirmiştir. Örneğin, Çin’in ticarete olan bağımlılığı azalmış ve ülke, ‘‘Made in China 2025’’ Stratejisi ile içe doğru dönmeye çalışmaktadır. ABD, Donald Trump’ın “Önce Amerika” politikasına dayanan korumacılığa güvenmektedir. Yeni korona virüs salgını, tersine küreselleşme eğilimini hızlandırmış ve Avrupa Birliği üyeleri, Avustralya ve Japonya dâhil olmak üzere birçok gelişmiş ülke, ekonomik egemenlik hakkında düşünmeye başlamıştır.

Ancak, bu süreçler küreselleşmenin sonu olarak düşünülemez. Küreselleşmenin önünde ciddi zorluklar bulunmaktadır. Bunlardan, küreselleşmenin geleceğini önemli ölçüde etkileyecek olan ve çok sayıda uzman ve medya tarafından “yeni bir Soğuk Savaş” olarak adlandırılan ABD ve Çin arasındaki çatışmadır. Başlangıçta, bu çatışma zorla teknoloji transferi, fikri mülkiyet hırsızlığı, devlet işletmeleri tarafından yüksek destek ve Çin’in kendi para birimindeki manipülasyonu gibi ekonomik sorunlarla başlamıştır. Çatışmanın aşamalı evrimi salgın sonucu önemli ölçüde hızlanmıştır.

Washington, COVID-19’u yaydığı için Pekin’i, ve Çin’in ilk dönemdeki eylemlerini örtbas etmesi nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü’nü suçlamaktadır. Buna karşılık, Çin, COVID19’un kökenleri hakkında bağımsız bir soruşturma yapılması çağrısına agresif bir şekilde tepki vermektedir. Örneğin, Avustralya tarafından yapılan bu tür çağrılardan sonra Çin, Avustralya ürünleri üzerindeki tarifeleri önemli ölçüde artırmıştır. Paradoksal olarak, ABD insan hakları ihlallerine ve otoriter rejimlere karşı ekonomik yaptırımlar kullanırken, Çin ise demokratik ülkelere yaptırımlar uygulamaya başlamıştır. Sonuç olarak, sadece sanayileşmiş ülkeler değil, gelişmekte olan birçok ülke de küreselleşmeyi ve Çin liderliğindeki küresel tedarik zincirlerini yeniden değerlendirmeye başlamıştır. Örneğin, COVID-19 salgını nedeniyle Çin’e uçuşların askıya alınmasının ardından İsrailli üreticiler, coğrafi yakınlığı, kaliteli üretim yöntemleri, uygun fiyatları ve karşılıklı serbest ticaret anlaşmasının varlığı nedeniyle Türkiye’de alternatifler aramaya yönelmiştir. Türkiye’deki yetkililer, ikili ticaretin artacağına ve üreticilerin asla Çin gibi tek bir tedarikçiye bağımlı kalmayacağına inanmaktadırlar.

Çok uluslu şirketlerin haklarını korumak yerine çalışanları koruyarak ve daha iyi çalışma standartları belirleyerek küreselleşmenin önceliklerini yeniden düşünmeye çağırmaktadır. Küreselleşme, kurumsal özgürlükten ziyade halkın yararına dayanmalıdır. Summers, ayrıca, işletmeleri daha verimli olmaya ve yeni ürünler yaratmayı motive eden teşviklerin, özellikle kârın rolünü yeniden gözden geçirmeye çağırmaktadır. Summer, kârın da işçilerin ve tüketicilerin sömürülmesi için bir teşvik olabileceğini açıklamaktadır. Bu nedenle hükümetler, kârı toplumdaki diğer tüm değerlerin önüne koyan işletmeleri yeniden düzenlemelidir.

Bu nokta, adil uluslararası ticaret ve rekabet için büyük önem taşımaktadır. Son kanıtlar, Çin’de zorunlu çalışma kampları olduğunu ve 83 Çinli ve yabancı çok uluslu şirketin bunlardan faydalandığını göstermektedir. Bu uygulamalar, sadece dünyadaki işçileri ve tüketicileri sömürmekle kalmayıp, aynı zamanda küreselleşme fikrini ve doğasını da gölgelemektedir. Sanayileşmiş ülkelerdeki küreselleşmeye ilişkin tutumların, küresel ekonominin geleceği için bir anahtar olacağını belirtmektedir. Bu nedenle, bu ülkelerin doğru politikaları desteklemeleri ve insanlarının küreselleşme ile ilgili şokları ele almalarına yardımcı olmaları gerekmektedir. Ayrıca, Fischer, birçok uzmanın küreselleşmeye karşı olmadığından, aksine daha iyi ve daha adil bir küreselleşme aradığından bahsetmektedir. Bu fikirler hâlâ geçerlidir.

Küreselleşmenin korunması gereken bir boyutu, fikir ve bilginin serbest akışıdır. Bilimsel fikirlerin, uluslararası konferansların, insan ve iş etkileşimlerinin ve akademik yayınların değişimi yoluyla gerçekleşen bu akışın tüm ülkelerde ekonomik büyümeyi hızlandırma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Ayrıca, bu uzmanlar, uluslararası bilgi yayılımlarının henüz tamamlanmaktan uzak olduğunu ve dünya ekonomisinin daha fazla entegrasyon yoluyla dünya çapında bilgi stoklarının artırılmasına katkıda bulunabileceğini de belirtmektedir. Yukarıdaki tartışmalara dayanarak küreselleşmenin geleceğinin belirsiz ve aynı zamanda oldukça karmaşık olduğunu söyleyebiliriz. Çoğu uzman, küreselleşme sürecinin sona erdirilemeyeceğini ancak düzeltilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Sürecin bu şekilde yeniden değerlendirilmesi, Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası kurumların içerisinde de önemli değişikliklerin yapılmasını gerektirecektir. Bu kurumların gelecekteki dönüşümlerinin, herhangi bir gücün etki ve manipülasyonuna maruz kalmayacak şekilde değer ve normlara dayandırılarak tamamlanması önem arz etmektedir. Ayrıca, küreselleşmenin çatışma üzerine inşa edilemeyeceğini de belirtmek gerekmektedir. Aksine, insanlara, çevreye ve iş dünyasına eşit muamele dâhil olmak üzere evrensel değerlere dayanan küreselleşme, yalnızca çok uluslu şirketlerin kârlarından kaynaklanan küreselleşmeden daha sürdürülebilirdir. Bunu başarmak o kadar da kolay değil, ancak, küresel etkileri olacak bu değişiklikleri bireysel ülkeler uygulamayı başarabilir. Yazar Azimzhan Khitakhunov, Avrasya Araştırma Enstitüsü, Kazakistan Politika, Dış İlişkiler ve Güvenlik • • • • • • Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) Dışişleri Bakanları Konseyi, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un başkanlığında olağan toplantısını video konferans yoluyla gerçekleştirdi. Bakanlar, korona virüs salgınının da dahil olduğu uluslararası ve bölgesel konuların, KGAÖ üye devletlerinin güvenliği üzerindeki etkileri konusunda görüş alışverişinde bulundular. Taraflar, ayrıca KGAÖ’nün Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ile işbirliğini geliştirmenin yollarını ele aldılar (KGAÖ, 26.05.2020).

KGAÖ Genel Sekreteri Stanislav Zas, örgütün barışı koruma güçlerinin Birleşmiş Milletler (BM) standartlarına uygun eğitim alabilecekleri ortak eğitim merkezlerinin Rusya veya Kazakistan’ın mevcut eğitim merkezleri içerisinde kurulacağını bildirdi. Zas’ın açıklamasına göre 2020 yılı bitmeden askeri uzmanlarla yapılacak olan istişareden sonra nihai bir karar verilecektir. KGAÖ, BM misyonlarına katılım sağlanması adına gerekli yasal düzenlemeleri bu yıl içerisinde tamamlamayı planlamaktadır (TASS, 27.05.2020). Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi, Tacikistan’daki 2020 parlamento seçimleri hakkındaki son raporunu yayımladı. Rapora göre seçimler, çoğulcu siyasi bir tartışmaya yer bırakmayan, sıkı kontrol edilen bir ortamda gerçekleşti. Belgede ayrıca seçim sürecinin, Tacikistan’ın, seçimlerin daha demokratik şartlarda gerçekleştirilmesi yönündeki taahhütlerine ve AGİT standartlarına uyumlu hale getirilebilmesi için önemli çabaların sarf edilmesi gerektiği belirtiliyor (AGİT, 27.05.2020).

Orta Asya ülkelerinin Dışişleri Bakan Yardımcıları ile Afganistan ve Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Servisi Genel Sekreteri Helga Maria Schmid arasında video konferans aracılığıyla bir toplantı düzenlendi. Taraflar, COVID-19’un yayılmasına karşı mücadele dahil olmak üzere Orta Asya ile AB arasında işbirliğini geliştirme potansiyeli üzerine görüş alışverişinde bulunmanın yanı sıra Taşkent’te planlanan ikili politika ve güvenlik diyaloğunun bir sonraki oturumu için hazırlıklar üzerinde fikir alışverişinde bulundular (UzDaily, 28.05.2020).

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Comart Tokayev, COVID-19 ve sonrasında oluşan krizin etkilerinin azaltılmasına yönelik uluslararası toparlanma çabalarının pekiştirilmesini konu edinen bir sanal foruma katıldı. Etkinlik, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile Kanada ve Jamaika Başbakanlarının girişimiyle gerçekleştirildi. Denize Kıyısı Olmayan Gelişmekte olan Ülkeler Grubu’nun Başkanı olarak konuşan Cumhurbaşkanı Tokayev, bu ülkelerin dış finansman, ticaret ve yatırımlardaki düşüşten en fazla etkilenenler arasında olduğuna dikkat çekti (Akorda, 28.05.2020).

Kırgız köyü olan Çeçme sakinleri ile Kırgızistan sınırında yer alan Özbek köyü Şaşma sakinleri arasında yıllık ortak bahar temizliği sırasında bir anlaşmazlık çıktı. Köy sakinlerinin birbirlerini taşlamaları ve bazı evleri ateşe vermeleri nedeniyle iki taraftan da yaralananlar oldu. Yaşanan olay üzerine iki ülkenin yetkilileri görüşerek kanunsuz eylemleri önlemek için gerekli tedbirlerin alınması konusunda anlaştılar (Azattyk, 31.05.2020).

Ekonomi, Finans ve Enerji • • • • • • BDT Hükümet Başkanları Konseyi toplantısı Özbekistan’ın başkanlığında video konferans formatında gerçekleştirildi. Taraflar, başta ulaştırma, inşaat ve enerji sektörlerinde olmak üzere ekonomik işbirliği içerisinde acil sorunlar hakkında görüş alışverişinde bulunarak, COVID-19’la mücadelede ortak çabaları değerlendirdiler. Toplantıda, BDT’nin 2030 Ekonomik Kalkınma Stratejisi de onaylandı (BDT İnternet Portalı, 29.05.2020). Kazakistan’ın en büyük şehri olan Almatı’nın ekonomik büyüme oranı, ülke çapında uygulanan olağanüstü hal ve korona virüsle ilgili karantina önlemleri nedeniyle %9,2 oranında azaldı. Bu süreçten en çok ulaşım ve ticaret sektörleri etkilendi. Almatı Valisi Bakıtcan Sagintayev’in yaptığı açıklamaya göre ticaretin, şehir ekonomisinin %40’ını oluşturan ve bu tablonun değişmesi gerekmektedir. Valinin ekonomik iyileşme dönemi planı, endüstri sektörüne daha fazla yardım sağlayarak yeni iş imkanları yaratmayı amaçlamaktadır (Kazakh TV, 28.05.2020). Özbekistan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev, korona virüs salgınının olumsuz etkisini azaltacak olan turizm sektörünü desteklemek için acil önlemler hakkında bir kararname imzaladı. Belgeye göre, 1 Haziran 2020’den itibaren, yurtiçi turizm alanında iştigal eden kuruluşlar (tur operatörleri, seyahat acenteleri, konaklama tesisleri, kültürel alanlar ve diğerleri), sıhhi ve hijyen koşullarına bağlı kalmak şartıyla faaliyetlerine devam edecektir. Belge ayrıca, gelir vergisinde %50 indirim ile 1 Ocak 2021’e kadar turizm vergisinin askıya alınmasını öngörmektedir (UzA, 29.05.2020).

Kırgızistan Ulusal Enerji Holdingi tarafından yapılan açıklamaya göre, ülke, Kazakistan, Tacikistan ve Türkmenistan ile elektrik ithalatı konusunu görüşmektedir. Kırgızistan, Nisan 2021’e kadar bir sonraki sonbahar-kış dönemi için 1 milyar kW elektrik satın almayı planlamaktadır. İthal elektriğin fiyatının, mevcut tarifeden çok daha pahalı olması beklenirken holding, tarifeyi artırmayı planlamadığını, aradaki farkın diğer tüketicilerden karşılanacağını bildirdi (Kabar, 27.05.2020).

Tacikistan Maliye Bakanlığı verilerine göre, Ocak-Nisan 2020’de devlet bütçesi, tahmin edilenin %91,9’una ulaşarak 6 milyar 823 milyon somoni (658 milyon dolar) olarak gerçekleştir. Bu süre zarfında beklenen 600 milyon somoni (58 milyon dolar) gelir bütçeye girmemiştir. Bütçedeki açığın ana nedenlerinden birisi, %75’lik bir orana tekabül eden vergi gelirlerindeki azalıştır (Avesta, 26.05.2020).

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Hazar Denizi kıyısındaki ticaret ve lojistik merkezi olan Alat yerleşiminin bir parçası olacak olan yeni bir serbest ticaret bölgesi kurulması hakkında kararnameyi imzaladı. Alat serbest ekonomik bölgesi, söz konusu yerleşim çevresinde iş ve yatırım faaliyetlerini desteklemek amacıyla oluşturulmuştur. Bölgede faaliyet gösteren şirketler, özel vergi ve gümrük rejiminden yararlanacaktır. Hükümet ayrıca özel mülkiyet üzerinde kamulaştırma, haciz veya herhangi kısıtlayıcı bir önlemin uygulanmayacağını garanti etmektedir (Caspian News, 26.05.2020).

Hazırlayanlar Dauren Aben, Kanat Makhanov.

Toplum ve Kültür • • • • • • 25 Mayıs 2010 tarihinde kurulan Uluslararası Türk Akademisi, kuruluşunun 10. yılını kutladı. Türk dünyası üzerine araştırmalar yapacak uluslararası bir araştırma merkezi oluşturma önerisi, Kazakistan’ın Kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev tarafından Ekim 2009’da Azerbaycan’da dokuzuncu Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi’nde yapıldı. Bu dönem zarfında Akademi, 120’den fazla bilimsel etkinlik ile 170’den fazla kitap ve çok sayıda bilimsel eseri çeşitli dillerde yayımladı (TWESCO, 25.05.2020).

Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi (TURKPA), üye ülkelerin parlamentolarının araştırma birimleri ve uluslararası ilişkiler bölümlerinin başkanları ve personeli ile bir video konferans düzenledi. “Parlamento Araştırma Hizmetlerini Güçlendirme” konulu toplantıda katılımcılar, parlamentolar için araştırmanın önemi üzerinde durarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Merkezi’nin tecrübesi hakkında bilgi alarak gelecekteki işbirliği fırsatlarını gözden geçirdiler (TURKPA, 29.05.2020).

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev, kültür ve sanatın toplumdaki rolünü ve önemini artıracak tedbirler hakkında bir kararname imzaladı. Belgeye göre, 1 Ocak 2021’den itibaren konser ve eğlence faaliyetlerinin lisanslanması tek bir internet portalı üzerinden gerçekleştirilecektir. Bir kerelik konser ya da eğlence etkinliği düzenleme izni verilmesi için alınan ücretler iptal edilecektir. Devlet kurumlarının, sanatçıları ve göstericileri resmi etkinliklere ‘‘pro-bono’’ (ücretsiz) esasına dayanarak dahil etmeleri yasaklanacaktır. Buna ek olarak, Eylül 2020’den başlayarak, her ayın ilk Pazar günü devlet müzelerinde ‘‘Açık Kapı Günü’’ ilan edilecektir (UzA, 28.05.2020). Türkiye ve Özbekistan, korona virüsün yayılmasına karşı mücadelede Tacikistan’a insani yardım sağladı. Türk Kızılayı, Türk Hava Yolları’nın özel uçuşu ile 50.000 koruyucu maske gönderdi. Türkiye’de mahsur kalan 194 Tacik vatandaşı da ülkelerine gönderildi. Özbekistan ise Özbek-İngiliz ortak girişimi “Samarkand England Eco-Medical” tarafından üretilen, başta antibiyotik olmak üzere çeşitli ilaçlardan oluşan 24 tonluk kargo gönderdi (Avesta, 26.05.2020; Asia-Plus, 26.05.2020).

Kazakfilm stüdyosundan yapılan açıklamaya göre Orta Asya’da at kültürünün yer aldığı Kazak belgesel filmi “Engelleri Aşmak”, Türkiye, Yunanistan ve Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) üç prestijli uluslararası film festivaline katılacaktır. Galası Şubat 2020’de yapılan Film, safkan Türkmen Akhal-Teke aygırı olan At Absent’in Sovyet binicilik sporlarında bir efsane haline gelmesini konu almaktadır. Film, Kazak tarihi ve göçebe kültüründe atların önemli rolünü anlatmaktadır (The Astana Times, 28.05.2020).

Küresel Çevre Tesisi, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Kırgızistan’ın Çevre Koruma ve Ormancılık Devlet Ajansı tarafından yürütülen beş yıllık Batı Tien Shan’ın bio çeşitliliğinin korunması projesinin finanse edilmesi ve uygulanması sayesinde, bozulan ormanların rehabilitesi ve biyolojik çeşitliliğinin korunması sağlanmıştır. 200.000’den fazla ceviz, fıstık, karaçam, çam ve Tian Shan ladini, Kırgızistan’ın orman kaynaklarını zenginleştirmektedir (Kabar, 26.05.2020).

📄 PDF İndir
← Yayınlara Dön
İlgili Yayınlar
Yeni Kazakistan: Yeni Anayasa, Kurultay ve Kurumsal Dönüşüm
Yeni Kazakistan: Yeni Anayasa, Kurultay ve Kurumsal Dönüşüm
3 Eyl 2026
ABD–İsrail–İran Savaşı ve Orta Asya’ya Yansımaları
ABD–İsrail–İran Savaşı ve Orta Asya’ya Yansımaları
9 Nis 2026
Küresel Askerileşme Ortamında Orta Asya Ülkeleri
Küresel Askerileşme Ortamında Orta Asya Ülkeleri
15 Şub 2026
5. Ulusal Kurultay ve Yeni Kazakistan: Siyasal Mimari, İstişar e ve Kurumsal Reform
5. Ulusal Kurultay ve Yeni Kazakistan: Siyasal Mimari, İstişar e ve Kurumsal Reform
26 Oca 2026