Afganistan’dan Göç Akını: Göç Güzergahı ve Türkiye’deki Afganlar

AFGANİSTAN’DAN GÖÇ AKINI:
GÖÇ GÜZERGAHI VE TÜRKİYE’DEKİ AFGANLAR Afganistan’ın yakın siyasi tarihine baktığımızda, neredeyse son 40 yıldır huzur ve istikrardan uzak bir dizi gelişmelerin etrafında sürüklendiğini görebilmekteyiz. Tarihsel olarak olayların dizilimine bakacak olursak 1979’da Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) Afganistan’a askeri harekat ile girmesinin ardından alevlenen istikrarsızlık süreci SSCB’nin 1989’da çekilmesinden sonrasında da devam etmiştir. SSCB’nin dağılması ise 1991 sonunda gerçekleşmiştir. 1994’de kurulan Taliban, 1995’de Kabil’i ele geçirmesinin ardından 1998’e kadar ülkenin büyük çoğunluğunda hakimiyetini kurmuştur. Afganistan 2001’e kadar Taliban’ın sert şeriat kanunları ile yönetilmiştir. 2001’deki 11 Eylül saldırılarının faili olarak gösterilen Al-Kaide’nin Afganistan’da Taliban tarafından korunması gerekçesiyle Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD)
Afganistan’a askeri operasyonlar ile girmesinin ardından Taliban, başkent Kabil’den çıkarılmış ve Afganistan için yeni bir dönem başlamıştır.
Bu yeni süreç içerisinde ABD ve Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO) devletlerinin de askeri güçlerinin desteği ile korunan bölgelerde güvenlik tehditlerinin azalmasına karşın ülkenin gelişim sürecine dair önemli atılımların son 20 yılda yeterince gerçekleştirilemediğini ifade edebiliriz. Buna ek olarak 2006’dan itibaren yeniden güçlenen Taliban’ın ülkede tekrar hakimiyeti ele geçirme süreci, George Bush ve Barack Obama dönemlerinde ABD askerlerinin sayısının artırılmasıyla ertelendiyse de, 15 Ağustos 2021’de Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesi ile büyük ölçüde tamamlanmıştır. Böylece yaklaşık 20 yılın ardından ABD’nin Afganistan’dan çekilmesiyle Taliban bir kez daha Afganistan’da yönetimi ele geçirmenin yanı sıra Pencşir vilayeti dışında ülkenin hemen hemen tamamında hakimiyet kurmuştur.
Tüm bu gelişmeleri endişe ile takip eden milyonlarca Afgan, Taliban’ın yönetimi altında yaşamamak amacıyla yasal veya yasadışı yollarla ülkeden kaçmaya başlamıştır. Bu sürecin Suriye’deki iç savaş neticesinde oluşan büyük zorunlu göç akınlarına benzer sonuçlara neden olabileceği tahminleri ortaya konulmaktadır. Bu çerçevede, Afganlar’ın ilk varış noktaları arasında İran, Pakistan ve Tacikistan yer almaktadır. Lakin ana hedef güzergahlara baktığımızda ülkeden kaçan Afganlar’ın Türkiye ve çeşitli Batı Avrupa ülkelerine göç etmek istedikleri anlaşılmaktadır. Bu göç dalgası ise şu an için iki ana güzergah üzerinden gerçekleştirilmektedir. İlk rotada İran üzerinden Türkiye’ye geçerek ardından Yunanistan veya İtalya’dan Avrupa’ya girerek varış ülkelerine ulaşılması. İkinci güzergahta ise Afganistan’dan Pakistan’a geçilmesinden sonra İran’ın güneyinden girilmesi, Türkiye’ye geçilmesi ve sonrasında yine Yunanistan ve ya İtalya üzerinden hedeflenen ülkelere varılması yer almaktadır. Taliban’ın ülkenin sınırlarını kapatması ülkeden çıkmak isteyen Afganlar’ı daha çok yasadışı yollara başvurmaya sevk ettiği yönünde görüşler öne sürülürken çeşitli basın kuruluşlarının gerçekleştirdiği röportajlar bizlere göç güzergahı, kaçakçılık ağının işleme süreci ve fiyatları konusunda ilginç bilgiler sunmaktadır.
İki güzergah karşılaştırılınca birincisinde Nimruz, Farah ve Herat illerinden İran’a geçişler ve oralardan da Van üzerinden Türkiye’ye girişler zaman ve yolculuk mesafesi açısından daha makuldur. Lakin 2020’de İran güvenlik güçlerinin ülke içerisindeki kaçak göçmen ve kaçakçılara karşı bazıları ölümle sonuçlanan sert tutumları nedeniyle bu güzergahın tehlikeli olması nedeniyle fazla tercih edilmediği ve yeni bir alternatif rota çizildiği belirtilmektedir. Bu nedenle Afganistan-Pakistan-İran rotasının daha yaygın olarak kullanılmaya başlandığı ifade edilmektedir. Bu güzergahta önce Pakistan’ın Belucistan eyaletine girildikten sonra kaçakçıların Taftan Dağı bölgesinden İran’a geçtiği ve ardından Türkiye’ye Van üzerinden giriş yaptığı bilinmektedir. Bu yasadışı göç sürecinin detaylarına bakacak olursak, Afganistan’dan başlayan göç yolculuğunda göçmenlerin İstanbul’a yasa dışı yollar ile ulaştırılmasının ücreti normalde 600-800 dolar arasında iken şu günlerde Taliban’ın ülkede hakimiyeti ele geçirmesi ve Türkiye’nin sınır güvenliğini artırması nedeniyle 1.500 dolara çıktığı belirtilmektedir. Yolculuk, paranın garantörlere ulaştırılması için döviz bürolarına bırakılmasının ardından “hawala” yönteminin kullanılmasıyla başlamaktadır. Garantörler ise her ülkedeki çeşitli kaçakçı gruplarına göçmenleri bir sonraki teslim noktasına ulaştırdıktan sonra onlara düşen payın ödemesini yapmaktadır. Böylece tüm yolculuk boyunca farklı gruplar bu kaçakçılık ağı içerisinde kaçak göçmenleri varmak istedikleri şehirlere ulaştırmaktadır.
İlk varış noktası olarak Pakistan’ın Belucistan eyaletine 30-40 kişilik düzensiz göçmen grupları sınırdan geçirilerek diğer kaçakçılara teslim edilmektedir. Farklı kaçakçı gruplarının sınır geçişlerinde büyük bir artış yaşandığı da belirtilmektedir. Belucistan’dan İran sınırına kadar farklı kaçakçı gruplarının eşlik ettiği göçmenler Taftan dağı çevresine ek olarak çeşitli noktalardan İran’a giriş yaparak Pakistan ile sınır hattındaki bazı köylere yerleştirilmektedir. Buradan otobüslerle toplanan göçmenler önce Tahran’a ardından da İran’ın kuzeyindeki Khoy ve Maku şehirlerine getirilmekte olup Khoy’dan Van’a ve Maku’dan ise Doğubeyazıt’a küçük gruplar halinde arabalar ile taşınmaktadır. Genel olarak ise Türkiye’ye girişlerde beş farklı rota ve en az 10 köyün geçişler için yoğun olarak kullanıldığı bildirilmektedir.
Van’a ulaşıldıktan sonra Malatya ve Diyarbakır üzerinden Türkiye’nin batı illerindeki varış noktalarına kadar göçmenlerin yolculukları sürmektedir.
Bu konuda Türkiye’nin Suriye’deki göç krizinde olduğu gibi ana varış noktası veya transit ülke konumunda olması da hükümetin çeşitli adımlar atmasına neden olmaktadır. Suriye’deki göç krizindeki durumdan farklı olarak başta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın demeçlerinde Türkiye’nin ikinci bir büyük göç dalgasını kaldırabilecek bir durumda olmadığını ifade ederek bu konuda başta güvenlik olmak üzere çeşitli konularda hazırlıkların ve diplomatik adımların atıldığını belirtti. Bu önlemler arasında Türkiye’nin İran ile 560 kilometrelik sınırına duvar inşa edilmesi çalışmaları bulunmaktadır. İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı bilgilerde 2015’ten beri 155.5 kilometresi tamamlanan duvar inşaatının geri kalan bölümleri üzerine de çalışmalar sürdürülmektedir. Bu çerçevede, sınırın 295 kilometresini kapsayan Van’daki duvarın inşaatının bitirilmesi ile duvarın Hakkari’ye kadar uzatılarak İran ve Irak sınırının birleşim noktasına kadar duvarla kapatılması öngörülmektedir. Bu konuda komşu diğer ülke sınırlarının da güvenliklerinin artırılması adına çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Örneğin Suriye ile olan 911 kilometre sınırın 837 kilometresine duvar inşaatının, ve söz konusu alanın aydınlatma, fiber optik sistemler, sensörler ve gece görüş kameralarıyla donatılması çalışmalarının tamamlandığını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu açıklamıştır. Dahası Gürcistan ve Ermenistan sınırlarında da duvar inşaatı çalışmalarının sürdüğünü belirtmiştir. Diplomatik gelişmelere baktığımızda ise İran ile sınır hattına dair görüşmeler ve Avrupa Birliği ve çeşitli Avrupa ülkeleri ile de göç akını hakkında çeşitli konularda temaslar sürdürülmektedir.
Türkiye’deki Afganlar konusuna gelecek olursak bu göç akınının yeni bir gelişme olmamakla beraber 1979’dan beri devam ettiği bilinmektedir. Bu doğrultuda son yıllarda Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün paylaştığı veriler ışığında 2014’te ülkede toplam 58.647 düzensiz göçmen yakalandığı ve 12.248 kişi ile Afganlar’ın, Suriyeliler’den sonra ikinci sırada yer aldığı görülmektedir. Sonraki yıllarda yakalanan toplam düzensiz göçmenlerin sayısı artarak 2016’da 174.466’ya çıkmasının ardından artış hızında muazzam bir ivme yakalayarak 2019’da en yüksek rakam olan 454.662 kişiye ulaşmıştır. 2020 ve 2021 yıllarında COVID-19 salgınının da etkisiyle beraber önemli ölçüde azalan bu rakam 23 Eylül 2021 itibariyle 106.222 kişiye düşmüştür. Bu önemli artışın arkasındaki en büyük etken ise Afgan uyruklu kişilerin sayısının Suriyeliler’i de geçerek büyük oranda çoğalmasından kaynaklanmaktadır.
2016’da sayıları 31.360 olan yakalanan düzensiz Afgan uyruklu göçmenlerin 2019’da 201.437’ye yükselmesinin ardından 23 Eylül2021 itibariyle 44.565’e gerilmesine karşın toplam rakamın neredeyse yarısını oluşturduğu görülmektedir. Türkiye’deki toplam Afgan sayısı hakkında ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 300.000’e yakın olduklarını 20 Ağustos 2021 tarihli konuşmasında ifade etmiştir. Bu rakamın genel olarak dağılımına baktığımızda yasal olarak Türkiye’de bulunan Afganlar’ın büyük çoğunluğu, çeşitli ikamet izinlerine sahiptir. Bunların arasında yine 23 Eylül2021 itibariyle ikamet izni, kısa süreli ikamet izni ve öğrenci ikamet izni ile Türkiye’de bulunan Afganlar’ın toplam sayısı 100.778’dir. Bunların yanı sıra 2020 yılı sonu rakamlarına göre 22.606 Afgan da uluslararası koruma başvurusu yapmıştır. Bu noktada Türkiye’ye kaçak yollardan giren Afganlar’ın yakalanması durumunda uluslararası koruma başvurusu yapma hakkının bulunduğunu belirtmemiz gerekir. Başvurusu kabul edilen kişilere uluslararası koruma statüsü verilerek söz konusu kişiler çeşitli haklardan yararlanabilmektedirler. Bu noktada önemli hususlardan birisi koruma statüsü alan kişilerin başvuru yaptıkları şehirlerde ikamet etmeleri gerekmektedir. Bu yüzden bazı koruma statülü Afganlar’ın da kaçak olarak başka şehirlerde yaşadıkları da bilinmektedir.
Türkiye’deki Afganların genel olarak İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde ve ülkenin batısındaki yerleşim yerlerinde yaşadıkları ifade edilmektedir. Bunun nedenleri arasında ise büyük şehirlerde iş bulma imkanı ile Avrupa’ya göç etmeyi planlayanların coğrafi olarak Avrupa’ya daha yakın şehirlerde konaklamayı tercih etmelerinin olduğu belirtilmektedir. İş açısından sektörel olarak dağılımlarına baktığımızda inşaat sektörü, kafe ve restoranlarda farklı işler ile fabrikalarda günlük işlere ek olarak özellikle yasadışı çalışanların hayvancılık alanında çobanlık ve diğer çalışma izni gerektirmeyen işlere ilgi gösterdikleri belirtilmektedir. Afganistan’da Taliban’ın ülke yönetimine dair nasıl adımlar atacağı hem diğer ülkelerin Taliban’a yönelik olarak tutumlarını belirlemelerine ve göç dalgasının da seyrine büyük ölçüde etki edeceğini ifade edebiliriz. Lakin Taliban’ın ülkeyi yönetim biçiminde büyük bir değişiklik beklenmediği göz önüne alındığında göç akınının artarak devam etmesi öngörülmektedir. Bu konuda ayrıca AfganistanPakistan-İran güzergahının ne kadar yaygın bir şekilde kullanılacağı da bizlere Türkiye’ye olan göç akınında önemli eğilimleri kavramamıza yardımcı olacaktır. Çünkü göç yolculuğunun süresi de hesaba katıldığında Afganistan’dan çıkmayı başarmış kişilerin yaklaşık 1-1.5 ay içerisinde Türkiye’ye ulaşması bizlere ne kadar büyük bir göç dalgası ile karşı karşıya kaldığımızı ve alınmakta olan önlemlerin etkinliği hakkında daha somut bilgiler sunacaktır.
Yazar Zhengizkhan Zhanaltay, Avrasya Araştırma Enstitüsü, Kazakistan Politika, Dış İlişkiler ve Güvenlik • • • • • • Kırgızistan Dışişleri Bakanı Ruslan Kazakbayev, İtalya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirerek Kırgızistan’ın İtalya Büyükelçiliği’nin resmi açılış törenine katıldı. Törene İtalya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakan Yardımcısı Marina Sereni ve İtalya’nın farklı şehirlerinden Kırgız diasporasının liderleri ile Kırgız öğrenciler katıldı. Bakan Kazakbayev, Kırgızistan Büyükelçiliği’nin açılışında gösterdikleri destek ve yardımlardan dolayı İtalyan tarafına teşekkür etti (Kabar, 10.11.2021). Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), daha önce Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan Türk askeri güçlerinin Azerbaycan’daki kalış süresinin uzatılmasına ilişkin yasa tasarısını onayladı. Böylece, Türk birliklerinin Ağdam’daki Türk-Rus ortak izleme merkezinde konuşlandırılması bir yıl daha uzatıldı. TBMM tarafından daha önce 17 Kasım 2020’de Azerbaycan’daki Türk Silahlı Kuvvetleri’ne asker gönderilmesi için bir yıllık yetki verilmişti (Azernews.az, 11.11.2021). Türk Devletleri Teşkilatı Sekizinci Zirvesi İstanbul’da gerçekleştirildi. Etkinliğe Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Macaristan, Özbekistan, Türkiye ve Türkmenistan Devlet Başkanları katıldı. “Dijital Çağda Yeşil Teknolojiler ve Akıllı Şehirler” temasına adanan Zirve, Türk Devletleri’nin Bağımsızlığının 30. yılına denk geldi. Zirve sırasında liderler, iş birliğinin temel önceliklerini sıralayarak, Örgüt’ün artan rolünü ve umut vaat eden geleceğini vurguladılar (Turkkon.org, 12.11.2021).
İslamabad, Afganistan’daki son durumu görüşmek üzere Pakistan, Rusya, Çin ve ABD’den oluşan “Troyka Plus” formatında bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Bu ülkelerin temsilcileri toplantının oturum aralarında üst düzey Taliban temsilcileriyle görüşerek, Taliban’ın, teröristlerin komşu ülkeler ile bölge dışı diğer ülkelere karşı Afgan topraklarını kullanmalarını önleme konusundaki taahhütlerini yerine getireceğine dair beklentilerini yinelediler. Katılımcılar ayrıca dünyanın geri kalanının Afganistan’a insani yardım sağlamak ve COVID-19 ile mücadeleye yardımcı olmak için önlemler almasını talep etti (ASIA-Plus, 12.11.2021).
Moskova, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) üye devletlerinin Savunma Bakanları Konseyi toplantısına ev sahipliği yaptı. Askeri birimlerin başkanları, dünyadaki askeri-politik durum ve bunun İngiliz Milletler Topluluğu üye devletlerinin güvenliği üzerindeki etkisi hakkında görüş alışverişinde bulundular. Katılımcılar, savunma alanında çok taraflı iş birliğini geliştirmeye yönelik konuları görüşerek, 2022 için bir dizi ortak önlem belgesini onayladı (Tengrinews.kz, 10.11.2021).
Japonya Dışişleri Bakanı, Japonya’nın Rusya ile bir barış anlaşması imzalama niyetini doğruladı. Özellikle Japonya, Kuril Adaları’nın dört adası olan Kunaşir, Iturup, Şikotan ve Habomai’nin mülkiyeti sorununu çözmeye istekli olduğunu açıkladı. Rusya ve Japonya, daha önce Kasım 2018’de düzenlenen ASEAN zirvesinin oturum aralarında barış müzakerelerinin temposunu hızlandırmayı kabul etmişti (Aninews.in, 12.11.2021).
Toplum ve Kültür Ekonomi, Finans ve Enerji • • • • • • Kazakistan nükleer santraller için yakıt ürünleri üretmeye başladı. Bu proje Kazakistan’ın nükleer yakıt ihraç etmesine izin verecek ve tam bir üretim döngüsüne geçişi işaret etmektedir. Kazakistan, Çin’e 200 tona kadar katma değeri yüksek akaryakıt tedarik etmeyi planlamaktadır. Dünyanın kanıtlanmış uranyum rezervlerinin %14’ünün Kazakistan’da bulunduğu bilinmektedir (Qazaq TV, 11.11.2021). Geçtiğimiz günlerde Özbekistan Enerji Bakanlığı Özbekistan’daki hidroelektrik santrallerdeki verimliliğin, düşük su seviyeleri nedeniyle %23 oranında azaldığını ve bu durumun ülkenin bazı bölgelerinde kısa süreli elektrik kesintilerine yol açtığını bildirdi. 2020 ve 2021’de elektrik üretim miktarı 2019’daki 6,5 milyar kWh’e karşılık 5 milyar kWh’e düştü. Özbekistan’da elektrik tüketiminin 2030 yılına kadar 110 milyar kWh’e çıkması beklenmektedir. Özbekistan, komşu Orta Asya ülkelerinden elektrik ithal etmeye yeniden başlamıştır (UzReport, 10.11.2021). Özbekistan ve Türkiye arasındaki ekonomik iş birliği derinleşmektedir. Özbekistan Ulaştırma Bakanlığı ülkelerin malların taşınması için izin formlarının elektronik değişimini sağlayan bir sistem başlatmayı planlamakta olduğunu duyurdu. Geçtiğimiz günlerde Özbekistan Ulaştırma Bakanlığı ilk kez E-İzin kullanarak bir test aracı rallisi düzenledi. E-sistemin devreye girmesi, ulaştırma operasyonlarını hızlandırmaya ve iki ülke arasındaki ticareti artırmaya yardımcı olacaktır (UzReport, 12.11.2021).
Kırgızistan’da buğday hasadında önemli bir düşüş yaşandı. Kırgız Ulusal İstatistik Komitesi’nin verilerine göre, Ekim 2021 sonu itibariyle brüt buğday hasadı geçen yılın aynı dönemine göre %42,1 oranında azalmıştır. 574 bin hektarlık alandan hasat edilen tahıl ürünleri (baklagiller, pirinç ve karabuğday hariç) geçen yılın aynı dönemine göre %0,9 oranında azalmıştır. Azalmaya anormal derecede yüksek sıcaklık ve sulama eksikliği neden olmuştur (Kabar, 13.11.2021).
Rus-Kırgız Kalkınma Fonu Başkanı Artem Novikov, Rus Roseximbank’ın 2022 yılı boyunca projelerin ortak finansmanı için 200 milyon dolar fon sağlamaya hazır olduğunu açıkladı. Novikov, 2,5 ay önce Issyk-Kul’da gerçekleştirilen III. KırgızRus İş Forumu’nun sonuçlarının ardından, fonun yaklaşık 100 milyon ruble tutarında kredi sağlanmasına ilişkin ilk ön anlaşmaların imzalandığını da sözlerine ekledi (Kabar, 10.11.2021).
BDT Yürütme Komitesi Başkanı ve Örgütün Genel Sekreteri Sergey Lebedev, BDT üye ülkelerinin Mayıs 2022’de hizmetlerde serbest ticaret anlaşmasını imzalayabileceklerini dile getirdi. Lebedev, anlaşmanın 2012’den bu yana dokuz yıldır devam ettiğini bildirdi. Başkan ayrıca, BDT Hükümet Başkanları Konseyi oturumunun katılımcılarının bu çalışmanın pratikte bittiğini memnuniyetle belirttiklerini de sözlerine ekledi (BelTA, 12.11.2021).
Hazırlayanlar Zhengizkhan Zhanaltay, Kanat Makhanov.
• • • • • • “Korkut Ata” adlı yeni bir uluslararası film festivali İstanbul’da başladı. Festival, Türk dünyasının kültürel kodlarını izleyiciye aktaran Türk sinemasının ve mevcut sinema eserlerinin yaşadığı gelişimi göstermeyi amaçlamaktadır. Korkut Ata Türk Dünyası Film Festivali, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Uluslararası Sinema Derneği, Türk Konseyi, TÜRKSOY, TRT, İstanbul Üniversitesi’nin yanı sıra birçok kurum ve kuruluşun iş birliğiyle düzenlenmektedir (Dailysabah.com, 08.11.2018). 2021).
Tüm Orta Asya ülkelerinin Dışişleri Bakanlıkları, Yeşil Orta Asya planını sunmak için Diplomatik Onay ve Destek Notaları gönderdi. Bu belge, Almanya ve Orta Asya devletleri arasında 2020 yılında Berlin’de düzenlenen üst düzey konferansın ardından imzalanan Ortak Deklarasyon hükümlerine uygun olarak geliştirilmiştir.
Girişim, iklim değişikliğinin etkisi, su kaynakları yönetimi, arazi kullanımı, biyolojik çeşitlilik vb. konularda bölgesel siyasi diyaloğun yoğunlaştırılmasını sağlamaktadır (Avesta.tj, 12.11.2021). Birleşmiş Milletler (BM), Afgan sağlık sistemine doğrudan 15 milyon dolarlık fon sağladı. Bu fonların 8 milyon doları maaşlara yönlendirilirken, kalan fonların büyük kısmı tıbbi ekipman ve ilaçlar alımlarına tahsis edilmiştir. Para, Afganistan’ın 34 vilayetinin 31’inde sağlık çalışanlarına ulaşmıştır. BM Kalkınma Programı (UNDP) ve uluslararası bir sağlık kuruluşu olan Global Fund, Dünya Bankası tarafından finanse edilen projenin uygulamasına yeniden başladı (Avesta.tj, 11.11.2021).
Rating Sociological Group tarafından yürütülen bir ankete göre, Ukraynalıların yaklaşık %62’si Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne (AB) ve %58’i NATO’ya katılmasını istemektedir. Bugün bir referandum yapılması halinde, ankete katılanların yalnızca %32’si Ukrayna’nın AB üyeliğine ve %35’i ise NATO üyeliğine karşı oy kullanacaklarını beyan etti. Anket, ülkenin batı ve orta bölgelerinde yaşayanlar arasında Avrupa yanlısı duyguların baskın olduğunu ortaya koymaktadır (Ukrinform.net, 11.11.2021). ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID), ABD Hükümetinin COVID-19 salgınına karşı kapsamlı küresel müdahalesinin bir parçası olarak Özbekistan’a 2,5 milyon dolar daha tahsis etti. USAID, bu ek fonları ilaçların kalitesinin sağlanması ve ülkedeki aşı tereddütlerinin ele alınması konusunda üst düzey teknik yardım sağlamak için kullanacaktır. Bu, ABD Hükümetinin COVID-19 ile mücadele çabalarında Özbekistan’a toplam doğrudan yardımını 16 milyon doların üzerine çıkarmaktadır (The Tashkent Times, 12.11.2021).
Taşkent bölgesinin Bostanlık ilçesinde kızlar için Orta Asya’da liderlik, mentorluk ve cinsiyet eşitliği konularında bir eğitim kampanyası düzenlendi. Etkinlik, Özbek makamları tarafından UNDP, BM Orta Asya Önleyici Diplomasi Bölgesel Merkezi ve BM - Kadınlar ile ortaklaşa gerçekleştirildi. Söz konusu etkinlik, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan’dan otuzdan fazla temsilciyi bir araya getirdi. Eğitimin amacı, kadınların ülkelerinin siyasi, sosyal ve ekonomik yaşamına daha aktif katılımları için liderlik özelliklerini ve potansiyelini geliştirmektir (Centralasia.news, 11.11.2021).




