Çin-Hindistan Sınır Çatışmalarının Olası Sonuçları

ÇİN-HİNDİSTAN SINIR ÇATIŞMALARININ OLASI SONUÇLARI Dünyanın en kalabalık iki ülkesi olan Çin ve Hindistan sınırındaki Fiili Kontrol Hattı (LAC) boyunca 5 Mayıs 2020 tarihinden itibaren ortaya çıkan sınır çatışmaları, Pekin ve Yeni Delhi ilişkilerinde süregelen gerilimin tekrar artmasına neden olmaktadır. Özellikle, 15 Haziran 2020 tarihinde Ladakh bölgesindeki Galwan nehri vadisinde iki tarafın askerleri arasında çatışma yaşanmıştır. Çatışmada, 20 Hint askeri ile 43 Çin askerinin ölmüş olması ve bunun sınır bölgesinde son 45 yıldır yaşanan ilk ölümlü çatışma olması ÇinHindistan arasındaki ilişkilerde tansiyonun yükselmesine neden olmuştur. Gerilim devam ederken, Eylül 2020’de sınır sorunlarıyla ilgili Çin ve Hindistan’dan üst düzey yetkililer arasında gerçekleşen bir dizi toplantı sonrasında sınır bölgesinde gerilimin düşürülmesi konusunda anlaşmaya varılmıştır. Anlaşma gereği askeri birliklerin geri çekilmesi gerekirken tarafların daha önce bölgeye sevk ettikleri askeri birlik ve ekipmanları bölgeden geri çekmediği görülmektedir. Yaklaşık 5 aydır, sadece Çin-Hindistan ilişkilerini değil aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesindeki barış ve istikrarı tehlikeye atan söz konusu sınır çatışmasının, daha ne kadar süreceği bilinmemektedir.
Çin-Hindistan sınır çatışmasının olası geniş çaplı bir savaşa dönmesi şu an itibariyle mümkün görünmemekle birlikte yakın dönemde sınır bölgelerinde barış ve sükunetin temin edilmesi de zor gibi gözükmektedir.
Tarihi arka planına bakıldığında, Çin ve Hindistan arasında bitmek bilmeyen sınır çatışmalarının, 20. yüzyılın ikinci yarısına denk geldiği görülebilir. 1949’da kurulan Çin (Çin Halk Cumhuriyeti) ile 1947’de kurulan Hindistan arasındaki sınır anlaşmazlıkları Tibet Sorunu ile beraber 1962’deki Çin-Hindistan Sınır Savaşı’na neden olmuştur. Sınır savaşı sonrasında savaş öncesi sınırlarına geri dönen iki ülke arasında 120 bin kilometrekareden fazla sınır bölgesi üzerinde devam eden egemenlik tartışmaları, 1967, 1975, 1987, 2013, 2014, 2015, 2017 ve 2020’de çeşitli sınır çatışmalarına yol açmıştır. Dolayısıyla, yaklaşık 2 bin km ortak sınırı bulunan Çin ve Hindistan arasındaki çözülemeyen sınır sorunları, bugüne dek iki ülke ilişkilerinde en hassas konu olarak varlığını sürdürmektedir. Mayıs 2020’den itibaren Pekin ve Yeni Delhi’nin çeşitli diyalog ve istişare mekanizmalarını işletirken Washington’un arabuluculuk teklifini kabul etmemeleri, sınır çatışmalarını sınır savaşına dönüştürmeden kendi aralarında çözmek istediklerini göstermektedir. Bunun nedenleri arasında genelde küresel jeoekonomik atmosfer ile özelde Çin ve Hindistan’ın mevcut ticari-ekonomik ilişkileri ve stratejik öncelikleri gelmektedir. Jeoekonomik açıdan değerlendirildiğinde, özellikle son birkaç yıldaki küresel ekonomik yavaşlama trendinin, Çin’in de, Hindistan’ın da ihracata dayalı ekonomik büyümelerini yavaşlattığı bilinmektedir. Aslında Pekin, Washington’un lehine bir ticaret anlaşmasıyla sonuçlanan Çin-ABD Ticaret Savaşı’ndan sonra ekonomik faaliyetlere daha çok ağırlık vermek isterken, Yeni Delhi de ekonomik büyümeyi sağlayarak milyonlarca insanı fakirlikten kurtarma çabasına hız vermiştir. Buna ek olarak, Ocak 2020’de başlayan ve zamanla küresel bir salgına dönüşen korona virüsün olumsuz etkilerinin Çin ve Hindistan ekonomilerini daha da yavaşlattığı aşikârdır. Jeoekonomik ortamın getirdiği söz konusu olumsuz etkilerin de Çin-Hindistan arasında yaşanan sınır çatışmasının şiddetlenmesine belli bir düzeyde engel oluşturduğu ifade edilebilir. Böylesi bir olumsuz ekonomik durumda Pekin ve Yeni Delhi’nin olası bir sınır savaşına girmeleri, her iki ülkenin de zararlı çıkmasına sebebiyet verebilir. Ayrıca, Çin ve Hindistan arasındaki olası bir sınır savaşının, dünyanın en büyük sıradağları olan ve iklim koşulları zor Himalayalar’da yaşanacak olması da, ekonomik açıdan büyük bir masrafı da beraberinde getirecektir.
Hem devam edegelen ekonomik sorunlar hem de korona virüsün neden olduğu bu ortam, iki ülke için geniş çaplı bir savaşa girme ihtimalini azaltmaktadır.
Mevcut Çin-Hindistan ticari-ekonomik ilişkileri açısından bakıldığında, taraflar arasındaki sınır çatışmasının olası bir sınır savaşına dönüşmesi, her iki ülkenin de zararınadır. Bilindiği gibi Çin, Hindistan’ın en büyük ticaret ortağı, Hindistan da Çin’in dünyadaki dokuzuncu büyük ve Güney Asya’daki en büyük ihracat ortağıdır. 2019’da Çin ve Hindistan arasındaki toplam ticaret hacmi 85.49 milyar dolar, Çin’in Hindistan’a ihracatı 68.37 milyar dolar ve Hindistan’dan ithalatı ise 17.13 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Aralık 2019 itibariyle de Çin’in Hindistan’daki yatırımı 8 milyar dolara ulaşmıştır.
Olası bir sınır savaşının, hem Pekin’in, hem de Yeni Delhi’nin stratejik çıkarları açısından da ilave sorunlara neden olabilir. Çünkü olası Çin-Hindistan sınır savaşı, birçok bölgesel sorunu da beraberinde getirebilir. Çin açısından bakıldığında, Hindistan ile olası bir sınır savaşının, Tibet bölgesindeki güvenlik ve istikrarı tehlikeye sokmasının yanı sıra, Çin-Butan sınır anlaşmazlıklarını da körüklemesi mümkündür. Örneğin, tam Çin-Hindistan sınır çatışması döneminde Hindistan birliklerinde görev yapan etnik Tibet askerinin ölüm haberinin ortaya çıkması tesadüf değildir. Günümüzde Hindistan’da 100 bin civarında etnik Tibetli’nin yaşadığı ve Hindistan ordusunda Tibet etnik kökenine sahip askerlerin bulunduğu dikkate alındığında olası bir Çin-Hindistan savaşında Pekin muhtemelen Tibet sorunuyla da karşı karşıya kalabilir. Hindistan açısından bakıldığında, Çin ile yaşanan olası bir sınır savaşının, beraberinde Çin’le iyi ilişkileri bulunan Pakistan-Nepal ile sınır tartışmalarını tırmandıracağı beklenen bir durumdur. Örneğin, Çin-Hindistan sınır çatışmasının şiddetlendiği Haziran 2020’de Hindistan ve Nepal arasında da benzer sınır çatışmaları gündeme gelmiştir. Diğer bir yandan, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üyeleri olan Çin ve Hindistan arasında yaşanan olası bir sınır savaşının, bölgesel güvenlik örgütü olarak bilinen ŞİÖ için de olumsuz bir etki yaratabileceği tahmin edilebilir.
Özet olarak, son yıllarda Pekin ve Yeni Delhi’nin önemli iki ekonomik güç olarak kendi küresel ve bölgesel etkilerini artırma çabalarını güçlendirmeleriyle birlikte ÇinHindistan sınır çatışmalarının daha da sık gündeme geldiğini belirtmek gerekir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, birbirini rakip olarak gören Çin ve Hindistan arasındaki sınır çatışmalarının kolayca çözüm bulması mümkün değildir. Ancak, Çin ve Hindistan’ın, en azından önümüzdeki kısa vadede büyük çaplı bir savaşa girme olasılığının şimdilik düşük olduğu net bir şekilde anlaşılabilir. Fakat son yıllarda her iki ülke de kendi kontrolündeki tartışmalı bölgelerde çeşitli ulaşım altyapı projelerini artırmaları dikkat çekmektedir. Özellikle, Pekin’in Tibet’ten başlayıp Çin üzerinden Hindistan’a ve oradan Ganj nehri üzerinden Hint Okyanusu’na akan Yarlung Tsangpo Nehri’nin suyunu kanalla Doğu Türkistan’a yönlendirme projesinin, önümüzdeki dönemde Çin-Hindistan arasında yeni bir gerilime neden olabilme ihtimali bulunmaktadır. Dolayısıyla, Çin ve Hindistan arasındaki sınır anlaşmazlıklarının geleceğinin, önümüzdeki dönemde Pekin ve Yeni Delhi’nin siyasiekonomik ve stratejik önceliklerinin yanı sıra belli bir düzeyde küresel jeoekonomik ve jeopolitik ortama da bağlı olacağı söylenebilir.
Yazar Omirbek Hanayi, Avrasya Araştırma Enstitüsü, Kazakistan Politika, Dış İlişkiler ve Güvenlik Kazakistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan cumhurbaşkanları, Kırgızistan’daki olaylarla ilgili ortak açıklama yaptı. Orta Asya liderleri, kardeş ülkede yaşananlarla ilgili endişelerini dile getirerek, Kırgızistan’ın tüm siyasi partilerinin ve sivil toplum çevrelerinin, barış ve huzurun sağlanması ve ortaya çıkan sorunların ülke anayasasına uygun olarak çözülmesi için gerekli çabayı göstereceğini umduklarını ifade etti. Ayrıca, cumhurbaşkanları, Kırgızistan’ın refahının, Orta Asya’nın bölgesel güvenliği ve sürdürülebilir kalkınmasında önemli olduğunu belirtti (Akorda, 09.10.2020).
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Comart Tokayev, ülke silahlı kuvvetlerinin ilk kapsamlı barışı koruma tatbikatını izlemek üzere Almatı bölgesindeki barışı koruma eğitim merkezini ziyaret etti. Tatbikat 1.000’den fazla askerin katılımı ve 100’ün üzerinde askeri araç ve özel teçhizat kullanılması ile gerçekleştirildi. Programı kapsamında barış gücünün örnek model üssünü teftiş eden Cumhurbaşkanı Tokayev, mühendislik, dilbilim, taktik ve tıp eğitimi sınıflarını da ziyaret etti (Akorda, 08.10.2020).
Kazakistan Dışişleri Bakanı Muhtar Tileuberdi, Macaristan’a yaptığı resmi ziyarette mevkidaşı Peter Szijjarto ile görüştü. Taraflar, başta Avrasya Ekonomik Birliği (AEB), Avrupa Birliği, Vişegrad Dörtlüsü ve Orta Asya Beşlisi olmak üzere bölgesel yapılar arasında ikili işbirliği ve iletişimi geliştirmenin yollarını değerlendirdiler. Bunun yanı sıra, Tileuberdi, Budapeşte’deki Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin Avrupa ofisini ziyaret ederek, faaliyetleri hakkında bilgi aldı (Kazakistan Dışişleri Bakanlığı, 09.10.2020).
ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı David Hale, Afganistan Dışişleri Bakanı Mohammed Hanif Atmar ve Türkmenistan Dışişleri Bakanı Raşid Meredov, ilk üçlü toplantıyı telekonferans yöntemiyle gerçekleştirdi. Taraflar, siyasi, güvenlik ve ekonomik meseleler dahil olmak üzere karşılıklı menfaatleri ilgilendiren konuları görüştüler. Taraflar, bölgesel güvenlik, ekonomik büyüme ve kalkınma konularında işbirliğini yoğunlaştırmayı da kabul ederek, uluslararası toplumu Afgan barış müzakerelerini desteklemeye çağırdılar (ABD Dışişleri Bakanlığı, 09.10.2020). Rusya, Ermenistan ve Azerbaycan dışişleri bakanları, Moskova’da üçlü istişarelerde bulunarak Dağlık Karabağ’da ateşkese varılması konusunda anlaştı. Çatışan taraflar, savaş esirleri ile alıkonulmuş diğer insanların ve cenazelerin değişimini öngören insani amaçlı ateşkes kararı aldı. Kabul edilen belgeye göre, Ermenistan ve Azerbaycan, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu eş başkanları arabuluculuğunda barışçıl bir çözüm için görüşmelere başlama konusunda anlaştı (TASS, 10.10.2020). AGİT, Özbekistan Âli Meclisi’nin 20 üyesi için güvenlik sektörünün gözetiminde parlamentonun rolü üzerine Taşkent’te bir çalıştay düzenledi. Katılımcılara, güvenlik sektöründeki ana aktörler ve ilkeleri ile parlamentonun gözetim için kullanabileceği somut araçlar hakkında bilgi verildi. Söz konusu çalıştayda, Özbekistan’ın 2016 yılında imzalanan Parlamento Gözetimi Yasası bağlamında güvenlik sektörünün gözetimi için mevcut mekanizmalar görüşüldü (AGİT, 06.10.2020).
Toplum ve Kültür Ekonomi, Finans ve Enerji Kazakistan Tarım Bakanı Saparhan Omarov, çevrimiçi olarak yaptığı basın toplantısında, önümüzdeki üç yıl içinde tarım alanındaki araştırmaların finansmanının 2.3 kat artırılarak 50.4 milyar tengeye (117,2 milyon dolar) çıkarılacağını duyurdu. Tarım biliminin gelişimini ve uzmanların eğitimini teşvik etmek için bakanlık, 22 bilgi ve danışma merkezi açtı. 10 öncelikli araştırma alanında 36 bilimsel ve teknik programın geliştirilmesi planlanmaktadır (Kazinform, 06.10.2020). Kırgızistan İş Ombudsmanı Robin OrdSmith, ülkede yaşanan olayların ardından iş dünyasının karşılaştığı suç dalgasıyla ilgili derin endişelerini dile getirdi. Girişimciler ve yatırımcılar, saldırılara, soygunlara ve mülklerin yağmalanmasına maruz kaldı. Ord-Smith, bu tür eylemlerin Kırgızistan’da hukukun üstünlüğü ve özel mülkiyet hakkına ilişkin mevzuatın temel ilkelerinin ihlal edilmesine ve bunun sonucu olarak ekonomiye ve ülkenin uluslararası imajına büyük zararlar verdiğini ifade etti (Kabar, 09.10.2020).
Özbekistan’ın deri endüstrisi derneği Ozcharmsanoat’ın basın servisinden yapılan açıklamaya göre, 2020 yılında ülkede üretilen ayakkabıların ihraç bölgesi genişledi. Özbek ayakkabı ürünleri Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Letonya ve Moldova gibi ülkelerin pazarlarına açıldı. Gümrük istatistiklerine göre 2020 yılı başından bu yana 27.98 milyon dolar tutarında 23.7 milyon çift ayakkabı ihraç edildi. Bu rakam, 2019’un aynı dönemine göre %91 daha fazladır (UzDaily, 10.10.2020).
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın tahminine göre, Azerbaycan’ın gayri safi yurt içi hasılası (GSYİH) 2020’de %3 oranında azalmanın ardından, 2021’de %2.5 oranında yükselecek. Ülkenin, 2025 yılına kadar ya da daha erken bir tarihte 2019 yılında görülen kişi başına düşen GSYİH seviyesine dönmesi beklenmektedir. Aynı zamanda, Merkez Bankası ve Devlet Petrol Fonu’nun birleşik varlıkları yaklaşık 50 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, 2020 için tahmin edilen GSYİH’den fazladır (AzerNews, 07.10.2020).
AEB üye ülkeleri, 2021’de meyveler dışındaki temel tarım ürünlerinde tam olarak kendi kendine yeterliliğe ulaşmayı ummaktadır. Şu anda, yerli üretim, AEB’nin tahıl, şeker, bitkisel yağlar, domuz eti, yumurta ve koyun eti talebini tam olarak karşılarken, patates ve dana etinde de ihtiyacın karşılanabilir seviyeye uzak olmadığı söylenebilir. Diğer taraftan, meyveler için kendi kendine yeterlilik oranının, yakın gelecekte düşük (%45) kalacağı tahmin edilmektedir. 2021 yılında AEB’nin toplam tarım ürünleri üretiminin 2018 yılına göre %12.2 oranında artması beklenmektedir (BelTA, 09.10.2020). Ukrayna ve İngiltere arasında imzalanan siyasi işbirliği, serbest ticaret ve stratejik ortaklık anlaşması uyarınca, tüm Ukrayna mallarının yaklaşık %98’i İngiliz pazarına tercihli erişime sahip olacaktır. Özellikle, bazı mallar için kotaların %13’ten %20’ye çıkarılmasının, Ukrayna ihracatını canlandırması beklenmektedir. İngiltere, 2023 yılında Ukrayna’da üretilen malların kalan %2’sine erişimi de serbestleştirmeyi planlamaktadır (Ukrinform, 09.10.2020).
Hazırlayanlar Dauren Aben, Kanat Makhanov.
Kazakistan’ın Ulanbator Büyükelçiliği, Abay Kunanbay doğumunun 175. yıldönümü ve Al-Farabi’nin doğumunun 1150. yıldönümü münasebetiyle “Abay ve AlFarabi Okumaları” başlıklı etkinliğe ev sahipliği yaptı. Yerel yetkililer, diplomatlar, gazeteciler ve Kazak diasporasının önde gelen isimleri Abay’ın şarkılarını ve şiirlerini dinleyerek, Abay ve Al-Farabi’nin hayatları ve eserleri hakkında belgeseller izledi. Etkinlik kapsamında Moğolca’ya çevrilen “Abay’ın Kara Sözleri” kitabı takdim edildi (Kazinform, 05.10.2020). ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), Tacikistan’ın Devlet Önleyici Tıp Araştırma Enstitüsü’ne COVID19 testleri yapmak için kullanılacak olan 8.356 dolarlık laboratuvar malzemesini teslim etti. Bu bağış, Tacikistan’ın COVID-19 salgınıyla mücadelesini desteklemeye yönelik CDC tarafından taahhüt edilen 1.69 milyon dolarlık yardım paketinin bir parçasıdır. CDC, salgının başlangıcından bu yana düzenlediği eğitimler ve sağladığı teknik yardımlarla Orta Asya’daki sağlık bakanlıklarını desteklemektedir (ABD’nin Duşanbe Büyükelçiliği, 05.10.2020). Özbekistan AGİT Proje Koordinatörü, salgına yönelik insani yardım kapsamında Özbekistan Sağlık Bakanlığı Viroloji Bilimsel Araştırma Enstitüsü’ne ultraviyole antibakteriyel sistem ekipmanını teslim etti. Ekipman, ülkede sağlık sisteminde COVID-19’un yayılmasını önlemek için kullanılacak. Söz konusu ekipmanla, hastanelerdeki hava ve yüzeylerin dezenfekte edilerek sağlık personelinin, yeni tip koronavirüs enfeksiyonundan korunması amaçlanmaktadır (AGİT, 06.10.2020).
Kanada, Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu’na (IFRC)
750.000 Kanada doları yardım yaparak Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın COVID-19 kriziyle başa çıkmasına katkıda bulunacak. Salgının en savunmasız nüfus grupları üzerindeki yıkıcı etkisini hafifletmeyi amaçlayan bu katkı, üç ülkenin her birine 250.000 Kanada doları tutarındaki yardım paketlerinden oluşmaktadır. IFRC, sosyal destek ve akıl sağlığı hizmetleriyle gönüllüler için de eğitim sağlayacak (Asia-Plus, 09.10.2020). Ukrayna-Türkiye Ortak Turizm Komisyonu’nun yedinci toplantısında iki ülke, uluslararası platformlar da dahil olmak üzere turizm ürünlerini ortaklaşa geliştirmek ve tanıtmak konusunda anlaştı. Anlaşma kapsamında taraflar, özellikle ortak turist paketleri ve dört mevsimlik dinlenme ve rehabilitasyon merkezleri oluşturacaktır. Ayrıca, turistik yerlerde ortak kalite standartları uygulama ve kongre ve iş turizmi alanlarında işbirliğini geliştirme hususlarında mutabık kalındı (Ukrinform, 09.10.2020).
UNICEF ve Türkmenistan hükümeti, 83 milyon dolar değerinde aşı ve aşı ile ilgili ekipman temin etmek için beş yıllık bir plan imzaladı. Yüksek kaliteli aşılar, Türkmen çocuklarını aşı ile önlenebilir 14 hastalıktan koruyacak ve Türkmenistan’da aşılama programının devamlılığını sağlayacaktır. Türkmenistan, ayrıca, ülkelerin COVID-19’a karşı, lisanslı aşılara eşit erişimini sağlamak için aşı üreticileriyle işbirliği yapmayı amaçlayan küresel COVAX programına katılma istekliliğini dile getirdi (Parahat.info, 05.10.2020).




